Ana içeriğe atla

MacOS ile Dört Ay


Mac’e geçişimin üzerinden dört ay geçmiş ve ben fark ettim ki bundan hiç bahsetmedim. Ben de bu işi dört ay sonra yapayım dedim. Bu yazacaklarım profesyonel bir karşılaştırma yazısından daha çok gündelik kullanımlarda hayatımda nelerin değiştiğini tespit etmekten başka bir şey değil. Böylece son-kullanıcı tartışmalarına da bir yönüyle katkıda bulunmak istedim.



Öncelikle Mac güzel, estetik bir ortam. Görsel olarak kullanıcıyı tatmin ediyor. O kadar para veriliyor bir zahmet etsin diyebilirsiniz ama ben Windows’un 7 ve 8 versiyonlarında gözlemlemediğim estetikten bahsediyorum. Alelade, hafif masaüstlü bir Linux distrosu dahi Windows ortamından çok daha görsel tatmin sağlıyor. Yani Windows’un lisansına para veren arkadaşların Apple lisansına göre kayıpları burada başlıyor bence.

Mac’in Apple’ın diğer mobil aygıtları ile uyumlu çalışması da takdir edilesi. Iphone 6 ile birlikte çok rahat kullanıyorum. Ama yine de ITunes mevzusuna ısınabilmiş değilim. Telefonuma copy-paste ile müzik atmayı özlemedim desem yalan olur.

Dock mevzusuna Linux’tan yabancı değildim zaten. Aslen bir Unix sistem olan MacOS ile sorun yaşamadım. Tek sıkıntı biraz uygulamaların yönetiminde yaşıyorum. Uygulamaların sistemden tam olarak kaldırılıp kaldırılmadığı konusunda şüphelerim var. Ama işten güçten bunu çok kurcalama fırsatım olmadı. Bunları yine Linux’tan alışık olduğum komutlar veya benzer komutlar ile yapabiliyorsam çok güzel olabilir. İçimden bir ses bu yöntemin var olduğunu söylüyor ama dediğim gibi ben kurcalayıp öğrenmedim.

Lisanslı programları çalıştırmakta hiçbir sorun yaşamadım. Ancak NTFS konusunda Apple’cı arkadaşların iddialaşmalarına gelemem, her türlü yıbradırım. Sırf antinlik olsun diye bir dosya sistemini okuyup üstüne yazmamak da nedir? Hem de kabul et veya etme Windows hakimiyeti nedeniyle piyasada en fazla kullanılan dosya sistemi olan NTFS’ye bu düşmanlık neden? Gaflet ve dalalet ile NTFS olarak biçimlendirdiğim 2 TB’lık harici diskime film veya dizi veya yüksek boyutlu dosya atmak işkence oldu. Herşeyi önce FAT32 biçimli 32GB’lık flash’a sonra da Windows veya Linux üzerinden harici diske atmak zorundayım. Ha dışarıdan program ile bu halledilebiliyor ama bunların lisansları çok pahalı ve lisanssız alternatifleri çok randımanlı çalışmıyor.

Microsoft Office'i kullanmak işlerim açısından benim işimi kolaylaştırdı ama Linux üzerinde LibreOffice ile çalışırken de çok büyük sıkıntı yaşamıyordum. Ancak Latex ve onun ön-ucu olan Lyx için aynı şeyi söylemek pek mümkün değil. Lyx bazen stabil çalışmamakla beraber yine de çok sorun çıkarmıyor? Ancak Latex konusunda emin değilim. Spesifik style dosyalarını kütüphaneye nasıl ekleyeceğimiz konusunda biraz şüphelerim var. Yine de su ve sudo komutlarına güveniyorum. :)

Fotoğraf, grafik gibi düzenlemede kullandığım Gimp bir zaman sapıttı, açılmamaya yemin etti, ama sonra kendi kendisine düzeldi. Anlamadım.

Son olarak da Steam ile oyun tecrübeme değinip yazıyı sonlandırayım. Şu ana kadar en iyi oyun tecrübemi Mac ile yaşadım desem yalan olmaz. Sistemin stabilliği oyun performansına da yansıyor. Ben grafikler konusunda da sistemi kasmadan oyun oynama konusunda da tatmin oldum. Tabi bunda eski ve düşük grafik karta ihtiyaç duyan oyunları tercih etmiş olmam da etkili ama olsun. Bu konuda diğer sistemler ve özellikle de Linux daha çok yol katetmek zorunda. Tabiki grafik kartı firmalarının da Linux driverlarını düzeltmesi şart bunun için. Yine de Steam’in Linux açılımı beni umutlandırıyor bu konuda.

Evet özetle Mac tam tabiri ile complete bir ortam olarak beni tatmin etmekle beraber yukarıda saydığım bazı şeylerden dolayı irite de etmekte. Yine de bu eksiklikler Windows gibi attan inip eşeğe binme hissi vermedi bana. Apple’ın fiyat politikasını eleştirmek bana düşmüyor. Çünkü bilgisayarı çalıştığım kurum edindi benim adıma. Ama yine de bu performans bu kadar pahalı olmamalı. Aynı stabilliği ben herhangi bir Linux distrosuna ufak birkaç dokunuşla elde edebiliyorum. Bunun için bu kadar para vermek mantıksız. Az insaf edin imansızlar. :)

Yorumlar

  1. Abi aletin ozelliklerini ogrenmemiz mumkunmu acaba cpu, ram vs vs?

    YanıtlaSil
  2. Benim merak ettiğim konu sıcaklık ve performans?

    YanıtlaSil
  3. Windows 10 iyi olmuş, hızlı ve akıcı. Oyun performansı da gayet iyi. En hoşuma giden şeylerden biri dosya yöneticisinin disk yazma özelliğine sahip olması. Explorer disk yakma ve zip-rar açma özelliğine kavuştuğu için bir sürü yan uygulamadan kurtarmış sistemi. Bugüne kadar yaptığı en pratik ve işe yarar değişiklik olmuş microsoft'un.

    Linux'ta da biliyorsun ki Ubuntu'cuyum. Nautilus'a da ufak tefek dokunuşlarla exlorer'daki yetenekleri ekleyebiliyorsun. Kullanımı kolaylaştırıyor ama zaten brasero ve arşiv yöneticisi sistemle bütünleşik olduğu için ek uygulama gibi durmuyorlar. Oyun konusunda halen yeterli seviye sağlanmış değil, Steam ve Ubuntu piyasaya biraz sağlam bir giriş yaparlarsa her şey çok daha güzel olacak. X arayüzünün terk edileceği zamanki performans artışını ayrıca merak ediyorum. Wayland projesi daha hızlı tepki veren bir platform sunacak deniyor.

    Mac'e gelince eskiden solcu abilerin levi's giyenleri kapitalist olmakla itham ettikleri günleri anımsatıyor bana :)

    Kullanım açısından bana ters, pek ısınamadım. Kullanan arkadaşların bazıları iş için kullandıkları için özellikle uygulamaların oldukça stabil çalıştıklarını söylüyorlar. Apple'ın kendi geliştirdiği programlardan söz etmiyorum burada, onlar zaten gayet stabil çalışacaklar, sistemin bir parçasılar sonuçta. Üçüncü taraf uygulamaların da gayet stabil çalıştığını biliyorum. Oyun için aynı şey söylenmiyor, onun için daha çok windows'u kullanıyorlar. Gerçi sebep performanstan ziyade sistem stabilitesine zarar vermekten korkmaları (bi dünya para verdim, bilgisayar bozulursa yanarım korkusu anlaşılır bir korku.

    öyle işte..

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mate'li Ubuntu 14.04.1: Aslı Varken Taklidine Kim Bakar?

Malumu olanlar bilir, Ubuntu 14.04 sürümünden beri Linux Mint ekibinin geliştirdiği Gnome 2 çatallaması Mate masaüstü ortamını da portföyüne ekledi.

Hafif ve eskiden beri Gnome kullanan gavurcası "geek user" diye tabir edilen kitleye hitap eden bu nostaljik masaüstü, Gnome 3 ile gelen Ubuntu'nun  Unity ve Gnome Shell arayüzlerine ısınamayan bu kitleye ilaç gibi gelmişti. Birlikte doğan kardeşi Cinnamon ise bir Gnome Shell çatallaması olarak doğdu fakat sonradan büyük ilgi görünce Linux Mint ekibi işi büyütüp ayrı bir masaüstü ortamına dönüştürdü Cinnamon'u.

Linux Mint 17 Qiana RC izlenimleri ve Masaüstüm

Her LTS sürümü ayrı bir heyecandır. Ubuntu 14.04 LTS (Long Term Supported) sürümü geçen ay yayınlandıktan sonra Qiana kod adlı Linux Mint 17 LTS'yi heyecanla bekliyordum. Onun da bu haftasonu sürüm adayı yayınlandı. Mint'in LTS sürümleri zaten Ubuntu üzerine kurulu olduğu için aynı Ubuntu'nun LTS sürümleri gibi fazlasıyla stabil. Ben sürüm adayı (release candidate) halinde bile birkez hata ile karşılaşmadım.