Ana içeriğe atla

Linux Kullanmak Zor Abi II: Terminal Alerjisi

“21. yüzyılın cahili okuyup yazamayanlar değil, aynı zamanda öğrenemeyen, (yanlış öğrendiklerini T.Q.) unutamayan ve yeniden öğrenemeyenler olacaktır.” ― Alvin Toffler
terminal ekranı
İlk yazıda linux kullanmak zor diyen insan tiplerini anlatmıştım. Bu yazıda ise "Linux'u zorlaştıran" en önemli faktör terminal "kullanma zorundalığından" bahsedeceğim.


Birçoğumuz memurluk denen bir zihniyetten bahsederiz. Aslında böyle bir şablon yoktur. Temelinde muhafazakarlığın bulunduğu bir yaşam tarzıdır bu ancak toplumda böyle adlandırılır. Bunun en temel özelliği ise düzenin (rutinin ve alışkanlıkların) bozulmasından korku ve bu rutinin bozulmaması için az ile idare etme halidir. Bunun için mesela seyahat etmek, tayin istemek hatta hatta aynı kurumda birim değiştirmek bile bir rutin bozucu olduğundan hoş görülmez. Tabii ki istikrar belli oranda gereklidir fakat bu istikrar için vasata hatta vasat altına  kanaat getirme işi tam tabiriyle eblehliktir. Üstelik bu azla yetinme ve alışkanlıkları, rutini değiştir(e)meme öğrenmeye karşı bir direnç de yaratıyor. "Aman ya ne yeni şeyler öğreneceğim" gibi bir tutum takınılıyor.

Şimdi bunun Linuxla ne alakası var? Şöyle var: kısaca tasvirini yaptığımız bu eblehliğn teknolojideki karşılığı da Linux'a göçmeye karşı geliştirilen argümanlardır. Genelde şu cümleler ağızdan dökülüyor:


 "Abi terminal kullanmaya alışamam."

 "Sene olmuş 2015 hâlâ terminalden komut mu gireceğiz? Grafik arayüz diye birşey var."

 "Abi, komutları öğrenmekle uğraşamam şimdi." vs..

Bunlar öyle argümanlar ki sanki bu zamana kadar kullandığı Windows veya IOS'a dair bilgiler doğarken genetik olarak aktarılmış sanırsın bunları söyleyene. Sanki bunlara, ağzınla burnun yerini değiştirelim, sağ ayağınla sol ayağını karşılıklı değiştirelim demişiz de olmaz diyorlar. Kaldı ki bunları yapsak dahi iki gün sonra yeni duruma da adapte olacaklarından habersizler.

Şunu söyleyeyim; artık terminal kullanmak da öğrenmek de zor değildir. Ms-Dos tabanlı Windows'a karşılık UNIX tabanlı IOS ve Linux'ta komutların belirli bir mantıkları ve standartları vardır. Ayrıca her programın/uygulamanın kendi "help" ve "man(ual)" dosyasında bu komutların nasıl kullanılacağı açıkça anlatılır. Bunları bilmiyorsanız bile komut satırına o programı yazdıktan sonra bir boşluk verip --help yazıp  veya programın kendisinden evvel man ekleyip bir boşluk bırakıp entera basınca bütün komutları görebiliyorsunuz.

gedit isimli metin düzenleme uygulamasının help komutu çıktısı.

gedit isimli metin düzenleme uygulamasının man komutu çıktısı.

UNIX tabanlı her işletim sisteminde kullanılan temel komutları internetin her yerinde arama motoruna "Temel UNIX komutları" yazıp bulabilirsiniz. Bunlara ek olarak dağıtımların kendilerine özel bazı komutları vardır ama bunlar bir elin parmağını geçmezler. O nedenle öğrenmesi zor değildir. Sadece ufak bir emek harcamak kafidir. Bunun yanında Linux dağıtımlarının internet üzerindeki forumları hep aktiftir ve orada bir sorunuzu yazdığınızda uzman denilebilecek kullanıcılar sizlere yapmanız gerekenleri adım adım açıkça anlatırlar ve buna komutlar da dahil.

Gelelim bir diğer merak edilen konuya. Terminalsiz olmuyor mu? Oluyor. Artık yeni masaüstü ortamları ve uygulamaları o kadar gelişti ki birçok şey artık terminalsiz halledilebiliyor. Ama Linux'un asıl gücü terminal üzerinden kullanılabilirliğinde. Çünkü terminal tüm süreçlerin arka planında neler olduğunu kullanıcıya gösterir ve kullanıcı bir sorun olduğunda bu sorunun kaynağını grafik arayüzdekinden çok daha kısa sürede ulaşabilir. Ayrıca programların grafik arayüzde sunamayacağı bazı ek (ayrıntı) özellikleri kullanabilmek ya da grafik arayüzden daha uzun sürede yapılacak işleri daha kısa sürede yapabilmek için de terminal kullanılabilir. Terminal, kullanıcının işletim sisteminin ve programları tasarlayanların koyduğu limitleri aşması için kullanacağı en mükemmel araçtır. Bunun kullanımı işleri zorlaştırmaz, tam tersi kolaylaştırır.

Örneğin bir program kurulurken grafik arayüzden sadece standart kurulumu yaparsınız. Ama siz minimal yani programın sadece temel özelliklerinin çalışmasının yeterli olduğu veya tüm özelliklerinin kurulduğu bir kurulum yapmak istiyorsanız standart kurulumu yapmak istediğiniz kodun sonuna ekleyeceğiniz bir iki küçük karakterle bu işi birkaç saniyede halledersiniz. Bir başka örnek; bir programın standart kurulumunda kurmak istediğiniz programın yanında sizin istemediğiniz ihtiyacınız olmayan programlar da kurulur. Belki de sizin mevcut kullandığınız programlarla da çakışır. Bunların kurulumunu engellemek istiyorsanız bunu yine standart kurulum komutunun sonuna ekleyeceğiniz kısa bir ifade ile engelleyebilirsiniz.

Kısacası terminal burada daha sayamayacağım bir sürü avantaj sağlar kullanıcıya. Kullanıcının kullandığı sisteme hakim olmasını mümkün kılar. Böylece istikrar size dışarıdan dayatılmış değil bizzat sizin tarafınızdan bilinçli bir şekilde sağlanmış olur.

Mevzunun politik duruşla alâkalı bir yönü de var tabi. Terminal kullanımından korkmak bilgisayarı gerçekten kullanmaktan korkmaktır. Etken olmaktan korkmaktır. Grafik arayüz kişiyi edilgen kılar ve aptallaştırır. Kişiyi kendisine verilenle yetinmeye zorlar. Kişi kendisine dayatılan cahil olma durumunu kabul eder. Bu da milyon dolarlık kârların yolunu açar. Kullanıcıların hakim olduğu sistemler daha uzun ömürlü ve daha stabil olacakları için yenilenme ihtiyaçları azalacaktır ve bu da firmaları zarara sokacaktır. Bunun için çoğunluğun bu teknolojik bilgiden yoksun olması, onların bir kısım "uzmanlara" muhtaç olmasını doğuracaktır. Bu da bir başka hegemonya inşası anlamına gelir.

Özetle terminal kullanmaktan korkmayın. Terminal kullanın ki kullanılmayasınız.

Yorumlar

  1. Windows'un sadece Windows 98 gibi çok eski sürümleri MS-DOS tabanlı. Bugünkü Windows sürümleri NT tabanlı. iOS komut girmeye izin vermeyen çok kısıtlı bir işletim sistemi, kişiselleştirilemiyor ve yapılandırılamıyor. Terminal kullanmak kısıtlamaları engelliyor olabilir ama normal bir kullanıcı terminal kullanamaz. Bu yüzden Linux'un dünyadaki kullanımı %1'in altında, böyle de kalır.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mate'li Ubuntu 14.04.1: Aslı Varken Taklidine Kim Bakar?

Malumu olanlar bilir, Ubuntu 14.04 sürümünden beri Linux Mint ekibinin geliştirdiği Gnome 2 çatallaması Mate masaüstü ortamını da portföyüne ekledi.

Hafif ve eskiden beri Gnome kullanan gavurcası "geek user" diye tabir edilen kitleye hitap eden bu nostaljik masaüstü, Gnome 3 ile gelen Ubuntu'nun  Unity ve Gnome Shell arayüzlerine ısınamayan bu kitleye ilaç gibi gelmişti. Birlikte doğan kardeşi Cinnamon ise bir Gnome Shell çatallaması olarak doğdu fakat sonradan büyük ilgi görünce Linux Mint ekibi işi büyütüp ayrı bir masaüstü ortamına dönüştürdü Cinnamon'u.

Delik Dünya Problemi

Şimdi bazı hayal dünyasında yaşayan zevat diyor ki: Dünyayı matkapla tenis topunu deler gibi bir noktadan delip tam karşı noktadan çıksak sonra da bu kuyuya atlasak başımıza ne iş gelir? Gelin gundiler açıklıyoruz. Öncelikle dünya yüzeyi uzaktan düz gibi dursa da bildiğiniz üzere Everest ile Mariana çukurunun rakım farkı 17000 km. Öyle çok düz bir yer değil ama biz farzedelim ki teknolojimiz imkan verdi ve deniz seviyesinde ve denizden yeteri kadar uzaktaki bir kara parçasından delmeye başlayıp yine deniz seviyesinde ve denizden yeteri kadar uzakta bir noktadan çıktık. Önce başımıza gelecek şey çukurun atmosferi yutacak olması. Ayrıca magmadan çıkan gazlarla dünya yaşanmaz falan olur ama gelin biz yine iyimser olalım ve atmosfer yerinde dursun hiç o deliğe kaçmasın; çekirdek, magma falan çok sıcak olmasın yani şöyle anlatayım ben siz gevşek ruhlulara: haziran ayında İzmir'de sahilde hafif meltem eserkenki sıcaklıkta olsa bizim deliğin içi. İki şeyden yırttık: hava sürtünmesi ve ma…

MacOS ile Dört Ay

Mac’e geçişimin üzerinden dört ay geçmiş ve ben fark ettim ki bundan hiç bahsetmedim. Ben de bu işi dört ay sonra yapayım dedim. Bu yazacaklarım profesyonel bir karşılaştırma yazısından daha çok gündelik kullanımlarda hayatımda nelerin değiştiğini tespit etmekten başka bir şey değil. Böylece son-kullanıcı tartışmalarına da bir yönüyle katkıda bulunmak istedim.