Ana içeriğe atla

Mate'li Ubuntu 14.04.1: Aslı Varken Taklidine Kim Bakar?

Malumu olanlar bilir, Ubuntu 14.04 sürümünden beri Linux Mint ekibinin geliştirdiği Gnome 2 çatallaması Mate masaüstü ortamını da portföyüne ekledi.

Hafif ve eskiden beri Gnome kullanan gavurcası "geek user" diye tabir edilen kitleye hitap eden bu nostaljik masaüstü, Gnome 3 ile gelen Ubuntu'nun  Unity ve Gnome Shell arayüzlerine ısınamayan bu kitleye ilaç gibi gelmişti. Birlikte doğan kardeşi Cinnamon ise bir Gnome Shell çatallaması olarak doğdu fakat sonradan büyük ilgi görünce Linux Mint ekibi işi büyütüp ayrı bir masaüstü ortamına dönüştürdü Cinnamon'u.


Bu ufak girizgâhtan sonra sadede gelelim. Bugün oturdum Ubuntu'nun 14.04.1'i farklı masaüstleriyle disk kalıbı olarak dağıttığını görünce indirip evdeki masaüstü bilgisayarımda deneyeyim dedim. Demez olaydım. Nedenini sonlara doğru açıklayacağım.
Mate'li Ubuntu 11.04'ten evvel Ubuntu'nun çok ama çok benzeri. Masaüstü arkaplanını ve simgelerdeki ufak farklılıkları saymazsak o eski "ambiance" karşımızda. Herşey o eski yerinde. Yıllar sonra taşındığınız Anadolu kasabasına gidip hiçbirşeyin değişmediğini görmek, babanne evine gidildiğinde herşeyin geçen sene nerede duruyorsa orada durduğunu görmek gibi bir his bu. 

Hemen hangi programlar kurulu diye bakıyorum. Tarayıcı, bir klasik olan Firefox. Ofis yazılımı da bir klasik: LibreOffice... Müzik kütüphanesi yöneticisi ise Mint'in Banshee tercihinin aksine Rhythmbox ki benim de tercihim Rhythmbox'dan yana. Özetle Mate'li Linux Mint'den tek farkı birkaç farklı paket.

Gelelim benim neden denemez olaydım dediğim noktaya. Ubuntu ve türevleri olan dağıtımları kullananlar bilir; yükleme yöneticisi Ubiquity'dir. İşte ben de açtıktan sonra usb bellek üzerinden Ubuntu Mate'yi kurmak için Insatll Ubuntu 14.04 Mate'yi tıkladım başlangıç gayet normal falan derken meret üç kez denememe rağmen hard disk üzerinde ayırdığım ve elimle ext4 formatında biçimlendirdiğim bölümü kök dizin yapıp da kendini kuramadı. Ben de sinirlendim ve daha denemedim, kapattım.

Yazıyı kapatırken başlıkta belirttiğim fikrimi yineleyeyim: Linux Mint eski Gnome kullanıcılarına mükemmel iki alternatif sundu. Bunlar Mate ve Cinnamon. Ubuntu'nun başlarda Unity ısrarı ile kaçırdığı kitleyi Gnome-Shell'de yakalayamadı. Mint ekibi bu ihtiyacı iyi gördü ve stabil iki masaüstü ortamı yarattılar. Şimdi soruyorum: bir insan, Ubuntu tabanlı ve Mate ile Cinnamon'a göre tasarlanmış Linux Mint dururken, neden Unity'e göre tasarlanmış Ubuntu'nun üzerine kurulu Mate kullansın? Zaten bir dağıtımı 5-6 farklı masaüstü için tasarlamak epey enerji isteyen birşey. Hem bu dallanma dağıtımın diğer konularda stabil olarak çalışmasını da engelliyor. İnternette gördüğüm üzere Ubuntu hala birçok insanı memnun etse de eskisi kadar stabil çalışan bir sistem değil artık. Eskiden Ubuntu'nun LTS sürümleri stabillik abidesi olarak adlandırılırken şimdi ilk açılışta bilinmeyen  hatalar veren bir sistem olduğu görülüyor. Bu da Canonical'in ekibi birçok alanda büyük işler başarmak için bölmesinden kaynaklanıyor.

Ubuntu Unity ile birçok yeni insan yakaladı ve Linux dünyasına kazandırdı belki ama asıl kullanıcılarını kaybetti ve şimdi yakalamaya uğraşıyor. Ancak bu şekilde çabalar yetersiz.

Not: Bilgisayarıma kuramadığım için ekran görüntüsü al(a)madım. Ama merak edenler için şu linki önerebilirim: http://linuxscoop.com/video/ubuntu-mate-14-04-lts-video-overview-screenshot-tours

Yine de indireyim bir bakayım diyenler için: https://ubuntu-mate.org/download/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Delik Dünya Problemi

Şimdi bazı hayal dünyasında yaşayan zevat diyor ki: Dünyayı matkapla tenis topunu deler gibi bir noktadan delip tam karşı noktadan çıksak sonra da bu kuyuya atlasak başımıza ne iş gelir? Gelin gundiler açıklıyoruz. Öncelikle dünya yüzeyi uzaktan düz gibi dursa da bildiğiniz üzere Everest ile Mariana çukurunun rakım farkı 17000 km. Öyle çok düz bir yer değil ama biz farzedelim ki teknolojimiz imkan verdi ve deniz seviyesinde ve denizden yeteri kadar uzaktaki bir kara parçasından delmeye başlayıp yine deniz seviyesinde ve denizden yeteri kadar uzakta bir noktadan çıktık. Önce başımıza gelecek şey çukurun atmosferi yutacak olması. Ayrıca magmadan çıkan gazlarla dünya yaşanmaz falan olur ama gelin biz yine iyimser olalım ve atmosfer yerinde dursun hiç o deliğe kaçmasın; çekirdek, magma falan çok sıcak olmasın yani şöyle anlatayım ben siz gevşek ruhlulara: haziran ayında İzmir'de sahilde hafif meltem eserkenki sıcaklıkta olsa bizim deliğin içi. İki şeyden yırttık: hava sürtünmesi ve ma…

MacOS ile Dört Ay

Mac’e geçişimin üzerinden dört ay geçmiş ve ben fark ettim ki bundan hiç bahsetmedim. Ben de bu işi dört ay sonra yapayım dedim. Bu yazacaklarım profesyonel bir karşılaştırma yazısından daha çok gündelik kullanımlarda hayatımda nelerin değiştiğini tespit etmekten başka bir şey değil. Böylece son-kullanıcı tartışmalarına da bir yönüyle katkıda bulunmak istedim.