Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Haziran’ın Cumhuriyeti: Bir Yeni Cumhuriyet İçin

Not: Bu yazı bir talep üzerine kaleme alınmıştır. Yazar, bu yazıdan sonra uzun bir süre Haziran Direnişi üzerine yazmamak için elinden geleni yapacağı üzerine söz vermektedir.

90 yıl evvel, bugün, Anadolu ve Rumeli topraklarında cumhuriyet kuruldu ve 620 küsur yıllık Osmanlı tamamıyla tarihe karıştı. Çoğu tarih kitabı böyle yazar. İddia etmek futbol ve basketbol maçlarının skorları dışında, çok şükür, piyango ve lotarya mevzuatına tâbi değil ve bedavayken ben de adına Türkiye denilen topraklarda cumhuriyetin hiç kurulmadığını iddia ediyorum. Deli işi yani…

Yarim Senden Ayrılalı Hayli Zaman Oldu (*)

Ölümünün üzerinden bir yıldan biraz fazla bir süre geçti Garip'in. Devlet erkanının katıldığı riyakâr törenlerle andıklarını sandılar bazıları onu. Halbuki o devlet sanatçılığı ünvanını kabul etmemişti. Ailesinin, ölümünden sonra yamandığı iktidar bu yıl onları anma programına dahil etmemişti. Halbuki o, zalimin değil mazlumun yanındaydı. Ben ise ancak cesaret edebildim kendisi hakkında yazmaya. Şimdiden eksiklerim olacağını biliyorum kendisini anlatmak için. O nedenle bunu düşündükçe korkum kat be kat artıyor ama bu işi üzerimize aldık bir kez. Geç kalmış bir yazıyı yazmanın getirdiği zorluk üzerime çöküyor.
Yaşarken gün görmedi denilenlerdendi o da. Hayatının en başından en sonuna kadar anasızlığı, babasızlığı, sevip kavuşamamayı ve ait olduğu kimlikten dolayı hor görülmenin acısını tattı durmadan.(*)(**) Tam bir dert yüküydü anlayacağınız ve o yükü taşımak o kadar da kolay olmuyordu bir sazsız, iki rakısız. İçerdi. İyi İçerdi. Hasta oldu, yataklara düştü sırf bu…

Halkın Terörü

Teori ufuk açar. Başarılı teori, pratiğin Nostradamus'udur. Pratiğin önünü açar. Bir teorik fizikçi olarak kuramın tutarlılığı hususunda duyduğum kaygı bir sosyal bilimcininkinden çok daha güçlüdür. Onların kuramlarının sınanmasından çok daha net ve kırıcıdır, doğa bilimlerinin pratikleri. Doğa bilimlerinde, kuramların elenmesi aynı doğadaki gibi Darwinisttir. Bu kaygı bazı “mesleki mutasyonlara/deformasyonlara” sebebiyet verir. Biz teorik fizikçiler olarak “mesleki hastalığımızı” da zihnimizde taşıyoruz çok doğal ki. Bunlar bazı takıntılar şeklinde tezahür eder genellikle. En bilinenlerinden biri; şekilsiz, belirsiz, amorf yapılardan/sistemlerden hoşlanmamamızdır. Onları modellerken daha bilindik geometrilere, sistemlere benzetme yolunu tutarız daha kolay ve deneysel tutarlılığı daha net olsun diye. Bunların üzerinden çözmek daha evladır bildiğimiz sistemleri. Bunun bende bir başka tezahürü daha var.

Haziran Direnişinin Çuvaldızı

Bundan dört ay öncesiydi. En umutlu muhaliflerin dahi hayal edemeyeceği günleri gördük Türkiye'de. Umutsuzluğumuzun tavan yaptığı günlerde başladı herşey. Şaşkınlığımızla mutluluğumuz karnımızın içinde yavru köpekler gibi boğuşuyordu, aşık olmuş gibiydik. Ömrümüzde adrenalin kokularının, envayi çeşit gaz kokusuna karışıp tavan yaptığı böyle bir süreç yaşanmamıştı. Bazılarımız olaylara kendini iyice kaptırmıştı, bazılarımız da yazarlarımızdan İlke gibi mesafeli duruyordu. Herkesin bir dayanağı vardı.
Bütün bu güzellikler yine de uzun sür(e)medi. Beylik laflarla tartışan solcularımız tartışadursun, biz de tartışıyoruz. Şimdi, yine o zamanlar bu sitenin yazarlarından İlke, Evren, Okan ve Gökhan'ın da bulunduğu lanet ve bir o kadar eğlenceli grupla yaptığımız tartışmaya da göndermeler yaparak bu sönümlenmeye dair laflar söyleyeceğim. Bir nevi çuvaldızı biraz batıracağım kendimize.