Ana içeriğe atla

elementary os Luna ve Damla'nın Asus Eee Pc SeaShell Serisi Netbook'u

Damla okuldan arkadaşım. Hem lisansta  birlikteydik hem de şimdi yüksek lisansta birlikteyiz. Ders çalışma aralarında kalabalık odalarımıza uğrarız okulda. Bunlardan birinde Damla'nın Windows 7 Starter yüklü netbookunun can çekişini gördüm. Bir netbooka üreticisi tarafından yapılan zulüm olan Windows 7 Starter Damla'nın Asus Eee Pc netbookunda da görevini yapıyor ve çok yüksek sistem kaynağı olmayan bilgisayarı olabildiğince sömürüp, yavaşlatıyordu.

Buna gönlüm razı olmadı ve Damla'ya "Bilgisayarın can çekiyor. Bu bilgisayar hızlandırılabilir" dedim. Nasıl diye sordu doğal olarak. Ben de hemen "Buna bir Linux kurduk mu en azından bundan hızlı çalışır" dedim. Damla diğer insanlarda görmediğim, alışkın olmadığım bir tepki verdi ve "Olur, ben sana bunu birgün vereyim; verilerimi yedekle, yap yapacağını" dedi. :) Ben de aldım ertesi gün yaptım yapacağımı. Dolayısıyla hem bir Eee Pc deneyimine sahip oldum hem de Eee Pc'de bazı dağıtımların nasıl çalıştığını deneyimlemiş oldum.

Bilgisayarcıların insandan uzak inceleme yazmalarını sevmediğim için yaptığım bu ufak eğlenceli girişten sonra dönelim şimdi işin teknik yanına.



Damla'nın Eee Pc şu özelliklere sahip:

* AMD Radeon 6290 tümleşik ekran kartı

* AMD Athlon 800Mhz çift çekirdek işlemci

* 1.6 GB DDR3 Ram
Bu durumda çok büyük dağıtımlar kurmama imkan yoktu. İşlemci mimarisini de başlangıçta öğrenemedim. Bunun için iki tane 64 bit dağıtım kurmam gerekti ve anladım ki 32 bit mimariye sahipmiş.

Bundan sonra Mint Mate kurmaya çabaladım. Ancak Mint'in Mate masaüstü bile bu zayıf "deniz kabuğuna" fazla geldi. Sonra şansımı Bodhi Linux ile denedim ama görsel olarak Damla'ya hitap etmeyeceğimi düşündüm. Arkasından CrunchBang kurdum fakat CurunchBang Linux dünyasına sert bir giriş olur ve Damla'yı yıldırırdı. Fakat saat gece ikiydi ve artık yatmalıydım. Sabah 6'da kalktım ve ilk aklıma gelen şey benim daha önce kendi bilgisayarımda beta1'ini denediğim fakat memnun kalmadığım Ubuntu tabanlı elementary os'un beta2'sini kurmak oldu. Hemen işe koyuldum ve önce beta2'nin 32 bitini indirdim ve arkasından kurdum.

Kurulum, sistemin düşük donanım konfigürasyonundan dolayı alıştığım kurulumlardan daha uzun sürdü ama yarım saati geçmedi. Kurarken güncellemeleri yapmamasını fakat Windowsçuların codec dediği ortam bileşenlerini kurmasını söyledim Ubuntu'dan ödünç alınan ubiquity'e.

Kurulum bitip de bilgisayar yeniden başladığında ilk işim güncellemeleri yapmak oldu. Hemen arkasından ek sürücüleri kurmak için jockey-gtk'i açtım. Hem kablosuz ağ badaştırıcısını hem de AMD Radeon 6290'ın sürücülerini buradan kurdum. Arkasından da Damla'nın web tarayıcı tercihi olan Google Chrome'u ve LibreOffice'i kurdum. Evden çıkma vakti gelmişti ve 1 saatten biraz fazla sürmüştü bütün bunlar.

Açıkçası video performansını inceleyemedim, fırsatım olmadı. Ancak Google Chrome dışında sistem hiç kasılmadan çalışıyordu. Tüm denediğim programlar yağ gibi diyemeyeceğim belki ama sıcak havada buz gibi soğuk bir sodanın boğazdan aşağıya inişi gibi akıyordu. Hafif bir yanma ile birlikte müthiş bir ferahlama.

Damla'da elementary os'u beğendi. Ben de beta2'nin beta1'i aşmış olmasına sevindim. Evet Damla'nın Eee Pc ferahladı. Ben de bu sayede bir yazı malzemesi edinmiş oldum. Herkes erdi muradına, siz de çıkın kerevetine... :)

Ek olarak:


Bu blogdaki popüler yayınlar

Mate'li Ubuntu 14.04.1: Aslı Varken Taklidine Kim Bakar?

Malumu olanlar bilir, Ubuntu 14.04 sürümünden beri Linux Mint ekibinin geliştirdiği Gnome 2 çatallaması Mate masaüstü ortamını da portföyüne ekledi.

Hafif ve eskiden beri Gnome kullanan gavurcası "geek user" diye tabir edilen kitleye hitap eden bu nostaljik masaüstü, Gnome 3 ile gelen Ubuntu'nun  Unity ve Gnome Shell arayüzlerine ısınamayan bu kitleye ilaç gibi gelmişti. Birlikte doğan kardeşi Cinnamon ise bir Gnome Shell çatallaması olarak doğdu fakat sonradan büyük ilgi görünce Linux Mint ekibi işi büyütüp ayrı bir masaüstü ortamına dönüştürdü Cinnamon'u.

Delik Dünya Problemi

Şimdi bazı hayal dünyasında yaşayan zevat diyor ki: Dünyayı matkapla tenis topunu deler gibi bir noktadan delip tam karşı noktadan çıksak sonra da bu kuyuya atlasak başımıza ne iş gelir? Gelin gundiler açıklıyoruz. Öncelikle dünya yüzeyi uzaktan düz gibi dursa da bildiğiniz üzere Everest ile Mariana çukurunun rakım farkı 17000 km. Öyle çok düz bir yer değil ama biz farzedelim ki teknolojimiz imkan verdi ve deniz seviyesinde ve denizden yeteri kadar uzaktaki bir kara parçasından delmeye başlayıp yine deniz seviyesinde ve denizden yeteri kadar uzakta bir noktadan çıktık. Önce başımıza gelecek şey çukurun atmosferi yutacak olması. Ayrıca magmadan çıkan gazlarla dünya yaşanmaz falan olur ama gelin biz yine iyimser olalım ve atmosfer yerinde dursun hiç o deliğe kaçmasın; çekirdek, magma falan çok sıcak olmasın yani şöyle anlatayım ben siz gevşek ruhlulara: haziran ayında İzmir'de sahilde hafif meltem eserkenki sıcaklıkta olsa bizim deliğin içi. İki şeyden yırttık: hava sürtünmesi ve ma…

MacOS ile Dört Ay

Mac’e geçişimin üzerinden dört ay geçmiş ve ben fark ettim ki bundan hiç bahsetmedim. Ben de bu işi dört ay sonra yapayım dedim. Bu yazacaklarım profesyonel bir karşılaştırma yazısından daha çok gündelik kullanımlarda hayatımda nelerin değiştiğini tespit etmekten başka bir şey değil. Böylece son-kullanıcı tartışmalarına da bir yönüyle katkıda bulunmak istedim.