Ana içeriğe atla

Ahmaklık: İdeolojik Silah Olarak Yeni Rejimin Yeni İnsanı



İnsanların aptal olmalarına sebep olan mevcut sistemde çeşitli nedenler mevcut fakat bu aptallığın varlığına çok kolay bir delil gösterebiliriz. O da küresel ısınma diye bilinen küresel iklim değişikliğidir.  Aptallıkta o kadar ilerledik ki yaşadığımız dünyayı yaşanamaz kılmak için yarışıyoruz. İnsanın doğada var olma savaşında kullanabildiği iki tane silahı vardı: elleri ve beyni... Şükürler olsun ki henüz ellerimizi yeteneksiz kılmadık ama beynimizi ellerimiz kadar çalıştırmadık son 200 yıldır.  


İnsan  doğadaki savaşını kazanmak için doğayı yine onunla uyum içinde kalarak sürekli bir dönüşüme tabi tuttu. Ancak bu dönüştürme yeteneği insanı doğasına yabancılaştırdı. Bu yabancılaşmayı doğanın bir parçası yoluyla kendini yadsıması olarak yorumluyoruz. Yani diyalektik bir süreç söz konusu olan... Ancak yine biliyoruz ki diyalektikte yadsınmanın yadsınması yani sentez yadsınan ve yadsıyandan da üstündür. Bu üstünlük nitelikseldir de. Fakat üstünlük göreceli bir kavramdır.  

Ortaya çıkan yeni nisbî denge önceki nesle göre "daha çok bilen" fakat daha zor yorumlayan, hayal gücü kısıtlanmış, kendi sebep olduğu sanal problemlere maliyetli çözümler üreten ve bu maliyetin yükünü bu yükü en zor sırtlayabileceklere yükleyen bir ahmakla sağlanması ilk bakışta bu üstünlüğün varlığına dair kuşku uyandırabilir. Ama bir sistemin üstünlüğü asıl yadsınmasının yadsınmasına ne kadar zor ulaşabildiği ile belirlenir. Kısacası yeni-kapitalist ve obskurantist düzen 30 yıl önce dağılan ana rahminden (emperyalist kapitalist düzen) daha uzun ömürlü olacaktır. Ayrıca başımızdan defetmek için daha fazla bilime, akla ve teknolojiye muhtaç olacağız.

100 yıl önce topla tüfekle nispeten uzak tutulabilen emperyalist düzen mevcut sisteme göre daha fazla zayıf noktaya sahipti. Bugün 100 yıl önceye göre sisteme karşıt insan yetiştirmek çok daha zor. Mevcut obskurantist düzen cehalet* üretmede çok daha başarılı. Yine ideolojileri yadsıyan ideolojisi ve pragmatik mantığı ile zihinlere daha rahat sirayet etmekte. Bu da sistem karşıtı cephenin insan kaynağı stokunda sıkıntı yaşaması anlamına geliyor. Üstüne üstük yeni rejim eskinin muhaliflerini işlevsiz kıldıktan sonra asıl muhatap aldığı sistem karşıtlarıymış gibi pazarlıyor. sistem karşıtı cephede önemli olan bu enerji israfı yeni rejimin bataryasını durmadan şarj ediyor.  

Yazının sonuna geldiğimde ilkel bir kara ütopya çizmiş gibi durabilirim. Fakat yazdıklarım alt metinde umudun zor da olsa var olabildiğini söylüyor. Umudunuzu yitirmeyeceksiniz yoldaşlar. Nitekim teori bize bunu söylüyor. Onun gücünü yadsımayın.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mate'li Ubuntu 14.04.1: Aslı Varken Taklidine Kim Bakar?

Malumu olanlar bilir, Ubuntu 14.04 sürümünden beri Linux Mint ekibinin geliştirdiği Gnome 2 çatallaması Mate masaüstü ortamını da portföyüne ekledi.

Hafif ve eskiden beri Gnome kullanan gavurcası "geek user" diye tabir edilen kitleye hitap eden bu nostaljik masaüstü, Gnome 3 ile gelen Ubuntu'nun  Unity ve Gnome Shell arayüzlerine ısınamayan bu kitleye ilaç gibi gelmişti. Birlikte doğan kardeşi Cinnamon ise bir Gnome Shell çatallaması olarak doğdu fakat sonradan büyük ilgi görünce Linux Mint ekibi işi büyütüp ayrı bir masaüstü ortamına dönüştürdü Cinnamon'u.

Delik Dünya Problemi

Şimdi bazı hayal dünyasında yaşayan zevat diyor ki: Dünyayı matkapla tenis topunu deler gibi bir noktadan delip tam karşı noktadan çıksak sonra da bu kuyuya atlasak başımıza ne iş gelir? Gelin gundiler açıklıyoruz. Öncelikle dünya yüzeyi uzaktan düz gibi dursa da bildiğiniz üzere Everest ile Mariana çukurunun rakım farkı 17000 km. Öyle çok düz bir yer değil ama biz farzedelim ki teknolojimiz imkan verdi ve deniz seviyesinde ve denizden yeteri kadar uzaktaki bir kara parçasından delmeye başlayıp yine deniz seviyesinde ve denizden yeteri kadar uzakta bir noktadan çıktık. Önce başımıza gelecek şey çukurun atmosferi yutacak olması. Ayrıca magmadan çıkan gazlarla dünya yaşanmaz falan olur ama gelin biz yine iyimser olalım ve atmosfer yerinde dursun hiç o deliğe kaçmasın; çekirdek, magma falan çok sıcak olmasın yani şöyle anlatayım ben siz gevşek ruhlulara: haziran ayında İzmir'de sahilde hafif meltem eserkenki sıcaklıkta olsa bizim deliğin içi. İki şeyden yırttık: hava sürtünmesi ve ma…

MacOS ile Dört Ay

Mac’e geçişimin üzerinden dört ay geçmiş ve ben fark ettim ki bundan hiç bahsetmedim. Ben de bu işi dört ay sonra yapayım dedim. Bu yazacaklarım profesyonel bir karşılaştırma yazısından daha çok gündelik kullanımlarda hayatımda nelerin değiştiğini tespit etmekten başka bir şey değil. Böylece son-kullanıcı tartışmalarına da bir yönüyle katkıda bulunmak istedim.