Ana içeriğe atla

Şehitlik Üzerine

Şehit* kelimesi bir ideolojinin dogmatik bir yapı olup olmadığını tespitte turnusol kağıdı görevi görmektedir. Yani bir fikir hareketinin şehitlik kavramına sarılışı ile dogamtikleşmesi arasında bir korelasyon olduğunu söyleyebiliriz. Dünyevi bir hareketin bu eğilimi, onun bilime ve özeleştiri-eleştiri mekanizmasına yabancılaşmasının da bir ölçüsü olur.

Şehitlik kavramının altında ise bir acı ve şiddet pornografisi ve sado-mazoşist bir ruh hali mevcuttur. Dolayısıyla bu ruh halini en iyi yansıtanların Muharrem ayı ritüelinde kendilerini zincirleyen caferiler olduğunu söyleyebiliriz. Bu pornografinin ürünleri olan insanlar, bu acı zincirinin bir halkası olmak için can atmaya başlıyorlar. Bu kişisel varoluşunu çevresi üzerinden tanımlayan sosyologların cemaat dediği toplumlarda oluyor.


Bu ölü sevici, sapık pornografinin ideolojik silahları ise ağır duygu sömürüsü ve kişiye varlığını tamamıyla sanal olan din, millet(1) ve de devlet(2) gibi fenomenlere borçlu olduğunun meşru propaganda mekanizmalarıyla telkin edilmesidir.

Her sınıflı toplum bireyden bazı "karşılıksız fedalar"(3) bekler. Şehitlik de bunlardan biridir. Şehitlik, kişinin kendisinin somut meşru talepleri(4) için savaşırken ölmesinden farklı olarak görünürde tüm toplumu ilgilendiriyormuş gibi duran fakat üstündeki o kutsal tabaka kazındımı ortaya egemenlerin çıkarlarına hayatını feda etmekten başka birşey değildir.

Bu nedenle kendini "sol" gören örgütlerin şehitlik fenomenine ve feda eylemlerine sarılması sağlıksız gözükmektedir. Dünyaya ait olduğunu iddia eden bir ideoloji bireyi dünyaya asgari ölçüde bağlamayı vadetmesi gerekirken bunun tam tersini uygulaması pek de rasyonel olmamaktadır. Kaldı ki şehit kelimesinin köküne baktığımızda şehit olan kişinin öldükten sonra neye şahit olduğu da meçhuldür.

Kısa kesmek gerekirse şehitlik ve şehitler kültü solda öznel bir sakatlık durumu iken sağın yapısal bir sorunudur. Şehitlik insanı yaşatmayı arzulayan bir fikirsel altyapıya sahip değildir. Bu nedenle solun uzak durması gereken bir kavramdır.

Dipnotlar:

(1) Benedict Anderson'un Hayali Cemaatler kitabı

(2) Paternal devlet (Devlet Baba) anlayışı ve paternal yurtseverlik(patriotism) bunun kaynağıdır. Kişiyi "düşmanlarına karşı koruyan ona iş, aş, barınma ve sağlık hizmetlerine ulaşma imkanı veren devlet babanın yılmaz koruyucuları"

(3) Aslında karşılığını, ya cennette ya da emekliliğinde alacağını vaad eder. Ancak cennetin varlığı, emeklilikte planladığı şeyleri yapıp yapamayacağı kişi için muammadır. Dolayısıyla aslında karşılıklı bir ilişki değil tek yönlü bir ilişki söz konusudur.

(4) Gündelik yaşayışına, yaşam tarzına dair somut talepler

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mate'li Ubuntu 14.04.1: Aslı Varken Taklidine Kim Bakar?

Malumu olanlar bilir, Ubuntu 14.04 sürümünden beri Linux Mint ekibinin geliştirdiği Gnome 2 çatallaması Mate masaüstü ortamını da portföyüne ekledi.

Hafif ve eskiden beri Gnome kullanan gavurcası "geek user" diye tabir edilen kitleye hitap eden bu nostaljik masaüstü, Gnome 3 ile gelen Ubuntu'nun  Unity ve Gnome Shell arayüzlerine ısınamayan bu kitleye ilaç gibi gelmişti. Birlikte doğan kardeşi Cinnamon ise bir Gnome Shell çatallaması olarak doğdu fakat sonradan büyük ilgi görünce Linux Mint ekibi işi büyütüp ayrı bir masaüstü ortamına dönüştürdü Cinnamon'u.

Delik Dünya Problemi

Şimdi bazı hayal dünyasında yaşayan zevat diyor ki: Dünyayı matkapla tenis topunu deler gibi bir noktadan delip tam karşı noktadan çıksak sonra da bu kuyuya atlasak başımıza ne iş gelir? Gelin gundiler açıklıyoruz. Öncelikle dünya yüzeyi uzaktan düz gibi dursa da bildiğiniz üzere Everest ile Mariana çukurunun rakım farkı 17000 km. Öyle çok düz bir yer değil ama biz farzedelim ki teknolojimiz imkan verdi ve deniz seviyesinde ve denizden yeteri kadar uzaktaki bir kara parçasından delmeye başlayıp yine deniz seviyesinde ve denizden yeteri kadar uzakta bir noktadan çıktık. Önce başımıza gelecek şey çukurun atmosferi yutacak olması. Ayrıca magmadan çıkan gazlarla dünya yaşanmaz falan olur ama gelin biz yine iyimser olalım ve atmosfer yerinde dursun hiç o deliğe kaçmasın; çekirdek, magma falan çok sıcak olmasın yani şöyle anlatayım ben siz gevşek ruhlulara: haziran ayında İzmir'de sahilde hafif meltem eserkenki sıcaklıkta olsa bizim deliğin içi. İki şeyden yırttık: hava sürtünmesi ve ma…

MacOS ile Dört Ay

Mac’e geçişimin üzerinden dört ay geçmiş ve ben fark ettim ki bundan hiç bahsetmedim. Ben de bu işi dört ay sonra yapayım dedim. Bu yazacaklarım profesyonel bir karşılaştırma yazısından daha çok gündelik kullanımlarda hayatımda nelerin değiştiğini tespit etmekten başka bir şey değil. Böylece son-kullanıcı tartışmalarına da bir yönüyle katkıda bulunmak istedim.