Ana içeriğe atla

Mustafa Filmi Üzerinden Bir Kemalizm ve Cumhuriyet Tarihi Kritiği

Uzun süredir yaz(a)mıyordum, artık bir el atayım dedim. Ancak hamlığı zor bir konuyla atmak zorundayım. Dün Türkiye'de Cumhuriyet'in ilan edilişinin 88. yıl dönümüydü. Dolayısıyla medya "konsept yayınındaydı". Ben de bundan biraz faydalandım doğrusu. Dumanı üstündeyken izlemeyi tercih etmediğim Can Dündar'ın Mustafa adlı belgesel-filmini izledim. İzlerken kafamda solun 40 yıllık o büyük kavgası belirdi. "Kemalizm sol mudur?" sorusuna verilen yanıtlar, "Kemalizm sol değildir. Ancak Sol-Kemalistler ve Sağ-Kemalistler söz konusudur." gibi tespitler kafamda döndü döndü durdu ve Kemal Paşa'nın her bir veczi, her bir anısı ile kafamda benim de bu sorulara verdiğim yanıt değişti değişti durdu.


Peki filmin sonunda kafamdaki cevaplar nelerdi? Buna sonra değineceğim ancak biraz Mustafa hakkında yapılan eleştrilere de bir katkı vermek isterim. Mustafa bence Türkiye düzen siyasetinin hiç de görmek ve duymak istemediği Mustafa Kemal'i ve onun siyasi ve sosyal anlayışını anlatıyor. Görmek istemediği derken ne demek istiyorum? Yani Türk gericiliği (1) bu filmde karşısında hep bir "Aydınlanmacı Devrimci" görüyor. Dinle sorunu olan, her gün bir büyük rakı deviren, kadınların başını açtıran, onlardan hoşlanan, dans etmeyi seven, melonu kafaya takan, yaptıklarına devrim diyen, İslam ve diğer tüm dinler hakkında "ileri geri konuşup" bir de bunları yurttaşlık bilgisi kitabına yazan bu adam hiç de hoşlarına gitmiyor.

Mustafa'nın ikinci hoşa gitmeme nedeni ise bu gerici kliğin en oynağı ve bu yüzden belki de en tehlikelisi olan "sağ-kemalist" (2) ordu ve hempalarının yarattığı panteonda yatan, her bayramda ve törende ziyaret edilen, "laiklik" zora düştüğünde umar beklenen, yarı-tanrı Mustafa Kemal tipinin aksine bir insan biyografisi koymasıydı. Yanlızlığının farkında, mahalle mektebinde dayak yediği hocasından tevhid-i tedrisat kanunu ile öcünü alan, 29 buhranından sonra ekonomik anlamda biraz sıkıştığında ben de insanım diye isyan eden, İsmet Paşa ile kavga edip barışan, eski dostlarını ve memleketi Makedonya'yı özleyen bir insan tipi çizdiği için de Mustafa sevilmedi bu güruh tarafından. Dolayısıyla maaşlı kemalist(3) Turgut Özakman'a bir senaryo sipariş edildi ve Türkiye'nin en gerici komedyenlerinden Hamdi Alkan ile Kemal Paşa'nın "itibarı kurtarılmış" oldu.

Aslında yukarıdan malum sorulara cevabımı  edindiniz; Demek ki kemalizmin sağı ve solu var. Var ama bu işin en başından beri böylemidir. Belki de böyledir. Biraz tarih çalışmak da fayda var. Hiç bir devrimin tek bir siyasi yapının tekelinde yapılmadığı gerçeği göz önüne alındığında kemalistlerin de homojen bir yapısı olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ile başlayan serüven Türk gericiliğinin nasıl palazlandığını gösterse de alt metinden sağ-kemalist kliğin nasıl ortaya çıktığını ve güçlendiğini de gösterir.  İşin komik yanı Sol-kemalist kliğin tek gerçek önderi "1926'a kadar devrimci Kemal Paşa"(5) iken (4) diğer tarafta önder bulmak sıkıntılı değildir. "1926 sonrası Kemal Paşa'dan" başlayan önder listesi öylece devam eder ve ölümü ile beraber sağ kanat palazlandıkça palazlanır. O kadar "sağcılaşırlar"(6) ki DP kök salar ve Türk siyasetinde dallarını verir. Sol-Kemalizm ise nadasta durur. Sağ-Kemalist CHP'nin halktan kopuk ve sağcı iktidar besleyen destek partisi olma misyonu belki de böyle başlar. (7)

Nadastaki sol-kemalizm 1960'da biraz da kontrolsüz bir biçimde ipin ucunu kaçıran DP tarafından da fişteklenir ve 1926 sonrası Kemal Paşa'sını temize çıkartacak bir sürü iş yapar. Hatta içlerine sızmış sağ-kemalist kliği bile büyük oranda tasfiye etmeyi başarırlar. Ancak kemalizmin ömrü bu kadardır. Marx'ın Eşitsiz Gelişim Yasası, Termodinamiğin 2. Yasası ile birleşince sol-kemalizm'in idam kararı imzalanmış olur. (8) 1971'le başlayan infaz 1980'le beraber bitirilecektir.

Öte yandan sağ-kemalistler rejime eklendiklerinde tasfiye edilmeyeceklerini düşünecek kadar saftırlar.(9) Belki de bu özelliği dış politikada kurt iç politikada kuzu "Pilli Paşa'dan" almışlardır. Ama 1960 sonrası akıllanan sağ, liderinin veczine "Keser döner, sap döner; gün gelir hesap döner." nazire yaparcasına dönen sapı 1970'te eline geçirmiş ve bir daha bırakmamıştır. Bu bırakmayışa desteğini sundukça tasfiye edilmeyeceğini uman sağ-kemalist kanat 1998'de her ne kadar çırpınmışsa da batışı ancak 2008 darbesine kadar engelleyebilmiştir. Bu kemalizmle birlikte Cumhuriyet'in de bitişini gösterir. Hatırlanmama kaygısı yaşayan Kemal Paşa ise tamamiyle unutulduğunu bilmeden, Rasattepe'deki panteonundan seyretmektedir Ankara'yı ve kendisine koşan son kemalistleri.

Dip Notlar:
(1) Buraya CHP ve diğer kemalizm sosuna bulanmış gericiliği de eklemekte bir beis görmemek gerek. Ne tekim içindeki unsurların aksine genel çizgisi bu olan birçok hareket mevcuttur.

(2) Burda bahsi geçen sol-içi tartışmayı bilenler cevabımı da tahmin etmiş durumdadırlar. Burda TİP çizgisinin yaptığı tespitin sağlıklılığını görmekteyiz. Dönemin MDD'ci tezleri ise kemalistleri bir toptancılıkla sol kabul edip güvenerek fazlasıyla yanıldılar ve bu hatanın bedelini MDD tezini kabul edenler ne yazık ki canlarıyla ödediler.


Ayrıca sağ-kemalizm'in sağ'ın önünü açan rolü de belki böyle başlıyor. Gerçek Mustafa Kemal'in tasfiyesi ve bir yarı-tanrı yaratılması Cumhuriyet'in tasfiyesini de kolaylaştırmış, bazı gerici hamlelerin bile kemalizm hanesine yazılmasını sağlamıştır.

(3) Ismarlama yazdığı Çılgın Türkler ve Diriliş kitaplarıyla liberal yardımla birlikte ordunun yoktan var edilmesi için uğraştığı ne deve ne kuş "Ulusalcılık" hareketinde Turgut Özakman'ın rolü büyük bir ciddiyetle araştırılmalıdır.

(4) Burda İsmet Paşa'nın sol-kemalist klikte olmamasını eleştirenler çıkacaktır ancak İsmet Paşa hem İkinci Büyük Savaş'ta hem de sonrasında gerici iktidarları kabul ederek kazanımların tasfiyesine ön ayak olmuştur. Gönüllü olmasa bile siyasi anlamda sağ-kemalizmin önderleri arasındadır.

(5) Enteresandır ki Can Dündar'ın çizdiği Kemal tipinin değişmeye başladığı 1926 yazını Yalçın Küçük'te Cumhuriyet'in asıl kuruluş tarihi olarak not etmektedir. (Bkz: Türkiye Üzerine Tezler, Cilt 1, Küçük, Yalçın 1978)

(6) Sağcı sağcıdır ve sağcılaşmaz. Siyasetin içindekiler için bu ayrımlar dönem siyasetçileri için daha keskindir ve dönme işi 80 sonrasının modasıdır. 80 sonrasındaki bazı dönüşlerinde aslını dışa vurmak olduğu sayılırsa dönme işi kantçı anlamda bir görüngüdür. Ancak idealist felsefe için görüngü olan şey bizim için başkadır. Kendisi "şu an için kemalist" Perinçek'in hempalarının dönmüş gibi gözükmesi Perinçek hareketine sığ bir bakışın sonucudur.

(7) Bir tez olarak 1947 sonrası CHP'nin ve türevlerinin(DSP) sağ iktidarlara zemin hazırlama yer açma işlevi gördüğü tam bir benzetmeyle Buzul bölgelerdeki buz-kıran gemi olduğu düşünülebilir olduğunu söylüyorum. 1947'de Truman doktrini'ne evet diyen İsmet Paşa'nın bu rolü kabul ettiğini düşünebiliriz. Ancak gericilik kendisini de 73 aralık kurultayında tasfiye etmiştir. Sol-kemalistlere 1960'da engel olmamanın cezasını çekmiş böylece "ortanın soluna" uygun olmadığını da göstermiştir. Yerine NATO'cu Ecevit'in gelmesi şaşırtıcı değildir.

(8) Termodinamiğin 2. yasasını bu tip yazıların içeriğinde görmek sosyal bilimcileri çıldırtabilir ve "ortak düşman pozitvizm" karşısında kenetleyebilir belki ancak kararsız bir sistemin ancak enerji verilerek ayakta tutulabileceğini söyleyen bir yasayı işlevsiz sayamayacakları çok kesindir yapılan pozitivizm değildir.

(9) Siyasi anlamda saflık ya angajmana ya da güçsüzlüğe dalalettir. Şükürler olsun ki sağ-kemalistlerimizde her ikisi de mevcuttur.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mate'li Ubuntu 14.04.1: Aslı Varken Taklidine Kim Bakar?

Malumu olanlar bilir, Ubuntu 14.04 sürümünden beri Linux Mint ekibinin geliştirdiği Gnome 2 çatallaması Mate masaüstü ortamını da portföyüne ekledi.

Hafif ve eskiden beri Gnome kullanan gavurcası "geek user" diye tabir edilen kitleye hitap eden bu nostaljik masaüstü, Gnome 3 ile gelen Ubuntu'nun  Unity ve Gnome Shell arayüzlerine ısınamayan bu kitleye ilaç gibi gelmişti. Birlikte doğan kardeşi Cinnamon ise bir Gnome Shell çatallaması olarak doğdu fakat sonradan büyük ilgi görünce Linux Mint ekibi işi büyütüp ayrı bir masaüstü ortamına dönüştürdü Cinnamon'u.

MacOS ile Dört Ay

Mac’e geçişimin üzerinden dört ay geçmiş ve ben fark ettim ki bundan hiç bahsetmedim. Ben de bu işi dört ay sonra yapayım dedim. Bu yazacaklarım profesyonel bir karşılaştırma yazısından daha çok gündelik kullanımlarda hayatımda nelerin değiştiğini tespit etmekten başka bir şey değil. Böylece son-kullanıcı tartışmalarına da bir yönüyle katkıda bulunmak istedim.

"Linux Kullanmak Zor Abi!"

Bu yazı bir yazı dizisinin ilk bölüm olarak düşünüldü. Yazı dizisinin öncelikli hedefi Linux'un zor bir işletim sistemi olduğu yargısını yok etmek ve bu konu özelindeki bazı ayrıntılara değinmek. Ayrıca yazı sırasında bazı terimleri okuyucuya referanslarla tanıtmak hedeflenmiştir.

Kime bir Linux dağıtımı kurmasını önersem başlıktaki tepkiyi alıyorum. Zor mu gerçekten? Tabiki... Ama bilgisayarı ilk eline alan önyargısız bir kişi için "herkesin gözdesi Windows",veya Ios ile herhangi bir Linux dağıtımının zorlukları aynıdır. Annem bilgisayar kullanmaya evdeki Ubuntu yüklü bilgisayarda başladı ve şu anda hala Ubuntu kullanıyor. Kaldı ki Linux'a geçmesini önerdiğim bu insanların bir çoğu bilgisayara yabancı insanlar değiller ve Windows ya da Ios kullanıyorlar. Fakat yine de zor buluyorlar Linux'u kullanmayı. Neden peki?


İlk önce bunlardan bir kısmı elinde bir Linux dağıtımı olan Android işletim sistemli cep telefonlarını kullanıyorlar. Fakat ne kullandığını bilmeme bi…