Ana içeriğe atla

Tembellik Hakkının Afili Reddiyesi: Plajlı ve Denizli Tatil

Yaz geldi ve pek tuhaftır ki toprakla uğraşan eski atalarımızın ve şuanda çiftçilik yapan insanlarımızın aksine diğerlerimiz bu mevsimi tatil olarak algılamaktalar. Tatil bir çoğumuza kış aylarında bir paye nerdeyse ulaşılmaz bir makam gibi gelmekte. İşte sorun belki de bu yanılsama ile başlıyor. Yanılsamanın temeli ise temel olarak kapitalizmin kendi düzeni içerisinde. Bu çarkın adına "Emeğin Yeniden Üretilmesi" deniliyor bir takım muzır neşriyatta.

Peki yanılsamayı anlamak çok mu zor. Aslında değil ancak biraz tersten okuma gerektirmekte biraz da fazla sorgulama. Bunlar sizde var ise tatil manasını kaybetmiş hatta düşman bir yapı olarak karşınıza dikilecektir.

Okuma nerden başlamalıdır derseniz hemen söyleyelim: "Neden tatil yapıyoruz?".
Bu sorunun cevabı çok açık: "Dinlenmek için." Ancak bundan sonraki soruya verilen cevap işin temelini oluşturur. "Neden ve kimin için dinleniyoruz." Bu soru aslen düğümü çözen ve akıl açan soru olmaktadır. Neden sorusuna iki cevap bulabiliriz. Birincisi sağlık ve kişisel kaygılar olacaktır, aslında sağlığınızı da kimin için koruduğunuzu da tartışabiliriz ancak bunu geçtiğimizi düşünürsek, diğer cevap ise tatilden dönünce kaldığımız yerden çalışmaya devam etmek olacaktı. Çalışmak ise kimin için sorusunu direk akla getirir ve kapitalist, tekelci bir ekonomide eğer siz hala bir üretim aracı veya rantable meta mülkiyetine sahip değilseniz kapitalistler ve tekeller için çalışırsınız. Dolayısıyla geçiminizi sağlama yanılsaması ile artı-değer üretme işinize geri dönmek için tatil yaptığınızı göstermiş durumdayız.

Peki bunun içindeki tek bit yeniği bu mudur ki bizi huylandırıp kaşındırsın. Çok doğaldır ki (tekelci hegemonyanın yapısı gereği demek daha bilimsel olsa da) değil. Bunun nedeni tatili sadece dinlenmek açısından algılayarak sisteme hizmet etmezsiniz. Tekelci hegemonyanın görevi burda başlar. Deniz, güneş, kum gibi muhteşem teslisler ve yaz aşkları gibi yıl içinde çalışmaktan sevişmeye fırsat bulamamış proletere Freudyen cazibeler yaratır. Üstüne bir de bikinili vücudun güzelliğinin belirlenmesi için nerdeyse bir standart sistemi getirdi mi artık keyfine diyecek yoktur. Artık bir yeni sektör bir yeni yabancılaşma kapısı açılmış demektir. Post-modernitenin hemzeminleştirerek flulaştırmaya çalıştığı toplumsal zıtlıkları besleyecek yeteri kadar hegemonyal-optik malzeme ve kaleydoskop yaratılmış olur. Artık tatildeki kişinin bu afili mekanizmanın enerji kaynağını oluşturması sağlanmakta, hipnotize edilip paralize edilen bilinci sayesinde kazığı kendi mabadına kendi sokması sağlanmaktadır. Artı-değeri yaratmaya tatilde de devam etmekte, legal ve meşru kerhaneler sektörüne (Tekelci adlandırma ile Turizm Sektörü) sermaye taşımaktadır.

Türkiye dahlinde bu işin başladığı Bodrum nam Halikarnasos limanına inen turistlerin deyimi ile "Bedroom", kerhane sisteminin artık içselleştirildiğinin  göstergesi olduğunu anlayabilmekteyiz. Bir başka dünyaca ünlü tatil beldesi Tayland'da ise kallavi tekeller için, ne yazık ki, yetiştirilen kız çocukları ise yapının pisliğinin doruk noktasıdır. Üstüne tüy dikilmesi içinse insanlık hala bekleme yapmaktadır.

Sonuç olarak tatil bir pislik üretim mekanizmasıdır. Proleter'in artı-değer üretiminin durmasına tahammülsüz tekel düzeninin mükemmel kaleydeskop numaralarıdır. Ancak şu iyi bilinmelidir ki bu çalışma anlayışı ve ahlakının hegemonya tarafından nasıl dayatıldığından bağımsız değildir. "Protestan Çalışma Ahlakı" ve "Emeğin Yeniden Üretimi" sisteminin reddiyesi olan tembellik hakkının savunulması yeni bir çalışma etiğinin örgütlenmesi ile mümkün olacaktır. Bu yeni ahlak ise ancak yeni bir dünyanın kurulmasıyla mümkündür.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mate'li Ubuntu 14.04.1: Aslı Varken Taklidine Kim Bakar?

Malumu olanlar bilir, Ubuntu 14.04 sürümünden beri Linux Mint ekibinin geliştirdiği Gnome 2 çatallaması Mate masaüstü ortamını da portföyüne ekledi.

Hafif ve eskiden beri Gnome kullanan gavurcası "geek user" diye tabir edilen kitleye hitap eden bu nostaljik masaüstü, Gnome 3 ile gelen Ubuntu'nun  Unity ve Gnome Shell arayüzlerine ısınamayan bu kitleye ilaç gibi gelmişti. Birlikte doğan kardeşi Cinnamon ise bir Gnome Shell çatallaması olarak doğdu fakat sonradan büyük ilgi görünce Linux Mint ekibi işi büyütüp ayrı bir masaüstü ortamına dönüştürdü Cinnamon'u.

Delik Dünya Problemi

Şimdi bazı hayal dünyasında yaşayan zevat diyor ki: Dünyayı matkapla tenis topunu deler gibi bir noktadan delip tam karşı noktadan çıksak sonra da bu kuyuya atlasak başımıza ne iş gelir? Gelin gundiler açıklıyoruz. Öncelikle dünya yüzeyi uzaktan düz gibi dursa da bildiğiniz üzere Everest ile Mariana çukurunun rakım farkı 17000 km. Öyle çok düz bir yer değil ama biz farzedelim ki teknolojimiz imkan verdi ve deniz seviyesinde ve denizden yeteri kadar uzaktaki bir kara parçasından delmeye başlayıp yine deniz seviyesinde ve denizden yeteri kadar uzakta bir noktadan çıktık. Önce başımıza gelecek şey çukurun atmosferi yutacak olması. Ayrıca magmadan çıkan gazlarla dünya yaşanmaz falan olur ama gelin biz yine iyimser olalım ve atmosfer yerinde dursun hiç o deliğe kaçmasın; çekirdek, magma falan çok sıcak olmasın yani şöyle anlatayım ben siz gevşek ruhlulara: haziran ayında İzmir'de sahilde hafif meltem eserkenki sıcaklıkta olsa bizim deliğin içi. İki şeyden yırttık: hava sürtünmesi ve ma…

MacOS ile Dört Ay

Mac’e geçişimin üzerinden dört ay geçmiş ve ben fark ettim ki bundan hiç bahsetmedim. Ben de bu işi dört ay sonra yapayım dedim. Bu yazacaklarım profesyonel bir karşılaştırma yazısından daha çok gündelik kullanımlarda hayatımda nelerin değiştiğini tespit etmekten başka bir şey değil. Böylece son-kullanıcı tartışmalarına da bir yönüyle katkıda bulunmak istedim.