Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Temmuz, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Murat Belge'nin Belgeselliği: Sol İçin İbret-i Alem "Entellektüel" Belgeseli

Geçen hafta Radikal'de bir röportaj yayınlandı. Pek entel zat olan Belge, Murat entelektüel duyarlılığı ile bu hükümetten beklentisi olmadığını söyledi. Pek önemli laflar etmişti kendi entelektüelliğinden. Zaten solun tarihini ve tüm külliyatını o bildiğinden komünistliğini rahatça ilan ederken AKP kuyrukçuluğunun devrimcilik ve ilericilik olduğu fetvasını da verdi.

Ama bu komünist ve liberal eklektizminin doruklarında, televizyondaki münazaralarında o bol sigaradan iyice bitmiş bir de üzerine artık usanmış bir "entelektüel" ve Gündüz Vassaf'tan daha geriden yorumlarıya komünistliğini de ilerletiyor. Ceketini sırtına atmış pozları, yorgun ve bitkin tavırlarıyla tam bir "post-modern bıkkın aydın" imajı ile alttan alta kültür-endüstrisine katkıyı da unutmuyor.

Asıl belgeliğini ve belgeselliğini ise seçimden önce "bir adam ölmüş" şeklindeki incileriyle yorumladığı Hopa'daki imam'ın ordusu'nun terörünü büyük bir Ergenekon komplosunu önlem…

Tembellik Hakkının Afili Reddiyesi: Plajlı ve Denizli Tatil

Yaz geldi ve pek tuhaftır ki toprakla uğraşan eski atalarımızın ve şuanda çiftçilik yapan insanlarımızın aksine diğerlerimiz bu mevsimi tatil olarak algılamaktalar. Tatil bir çoğumuza kış aylarında bir paye nerdeyse ulaşılmaz bir makam gibi gelmekte. İşte sorun belki de bu yanılsama ile başlıyor. Yanılsamanın temeli ise temel olarak kapitalizmin kendi düzeni içerisinde. Bu çarkın adına "Emeğin Yeniden Üretilmesi" deniliyor bir takım muzır neşriyatta.

Peki yanılsamayı anlamak çok mu zor. Aslında değil ancak biraz tersten okuma gerektirmekte biraz da fazla sorgulama. Bunlar sizde var ise tatil manasını kaybetmiş hatta düşman bir yapı olarak karşınıza dikilecektir.

Okuma nerden başlamalıdır derseniz hemen söyleyelim: "Neden tatil yapıyoruz?".

İstikrar Tüm Kötülüklerin Anasıdır

Bu yazı Levent Orhan tarafından yazılmış ve Yeni Harman dergisinin Mart-2011 sayısında yayınlanmıştır.

Irmaklar açtığınız kanallardan geçmek zorundaydılar, hayvanlar çevirdiğiniz yerlerden geçmemek. Yağmurlar evlerinizin içine yağmamak zorundaydı. Sevişmek bir ödev, uyumak bir görev, uyanmaksa bir zorunluluktu. Ağaçlar size elma, armut, erik ve kiraz borçluydular. İnsanlar çocuk. Çocuklar yaşamak. Hayvanlar bal, süt, tereyağı. Ormanlar yakacak.


Her şeyi, olmadığı ya da olmak istemediği birşey olmaya zorlayan bu işleyişi sürekli kılan şeye nizam diyorlar. Bu nizamın esenliğine ise istikrar.

Musa Peygamber asasını gökyüzüne kaldırdığında Nil Nehri'nin batı kıyılarında her şey yolundaydı aslında. Bildiğimiz kadarıyla hiç bir şikayeti yoktu Firavun'un. Kudüs'ün bozulmaması gerek bir nizamı vardı İsa Peygamber geldiğinde. Üstelik Romagücüyle teminat altına alınmış bir nizam. Söyledikleri Musevilerin de duymak istemediği şeylerdi.

Türk Gericiliğinin Bitmeyen Ütopyası: Yeni-Osmanlıcılık

Herşey 24 Temmuz 1908'de başladı belki de. O gün Enver Paşa ve Resneli Niyazi öncülüğünde İttihatçılar yaz sıcağında büyük bir adım atıyorlardı. En sıcak işlerden birini, dağdan inerek bu toprakların ilk devrimini yapıyorlar; askıdaki meclisi basıp padişah II. Abdülhamit'i tekrar meclisi açmaya ve seçimleri yapmaya zorluyorlardı. Osmanlı gericiliği 31 Mart'a (Şimdiki takvimle 13 Nisan 1909) kadar dayandığında ilericileri yine başkent dışından kurtarıcılar kurtarıyorordu ve Hareket Ordusu gericileri püskürtüyordu. Kurmay başkanı tesadüf olmasa gerek Kemal Paşa'dır.