Ana içeriğe atla

Trenler...

İki sene evvel yazılmış... Bugünkü yolculuk hatrına yayınlayalım dedik.

İki gündür Railroad Tycoon 3 oynuyorum. Ve azılı bir kapitalist olmak ile verilen görevleri halletmek arasında gidip geliyorum. Oyunun yapay zekası gelişmediğinden pek zorlanmasamda yine de her görev kolay kolay tamamlanmıyor.

Neyse canım size ne bundan. Ben asıl trenlerden bahsedeceğim.


İlk oyuncağım basit bir tren setiydi, şimdi şu işportada bile satılan miniklerden. Belki bu sebepten belki de onun o mucizevi gücünden etkilendim çocukken ve hala da sürüyor o muhteşem makinelere olan tutkum.Her ne kadar tek düze bir iş olsa da tren makinistliği hala bir ideal içimde. O kadar seviyorum trenleri.

Ne muhteşem makinelerdir onlar. Ancak bu fikirde yalnız değilim. Neden mi? İnsanlığın sınır tanımadan, Almanca, İngilizce, Türkçe vs dillerde gemilerden sonra üzerine şarkı yaptığı tek ulaşım aracıdır trenler. Neden acaba?

Evet trenler bir devrim ulaşım alanında. Onlar ki soğuk benizlilerin demir atları... O trenler ki aylarca yürünerek gidilen yolu günlere indiren, geçilmez denen çölleri geçen, aşılmaz denen dağları aşan ilk insan yapısı. Yahut topluca bir yerden bir yere gitmenin bir zamanlar tek yolu... Ve onlar ki içinde yüzlerce insanı taşıyan... Onlar modernitenin akıncıları tüm dünya üzerinde. Ve bir kültürdürler aynı zamanda. Ve efsaneleşmiş hatlar ve trenler vardır. Trans-Sibirya, Orient Expres, Doğu Ekspresi, Kurtalan Ekspresi, Mavi Tren vs...En az birini hayatımız boyunca duymuşuzdur.

Ve öğünmemişmiydi bir zamanlar demir ağlarla ördüğü için memleketi Kemalistler?

Ancak onlar da bizim memlekette Soğuk Savaş mağduru oldular. İlk komünist tevkifatına uğramış ve salıverildikten sonra yoksulluk ve yoksunluk içinde yaşayan bir aydın gibiydiler. Ve hala öyleler.Ortada halleri...

Ama iftira değildi onlara yakıştırılan komünistlik. Onlar komünizme yakışacak kadar komünistler. Hala insanların birlikte olabildikleri biryer.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mate'li Ubuntu 14.04.1: Aslı Varken Taklidine Kim Bakar?

Malumu olanlar bilir, Ubuntu 14.04 sürümünden beri Linux Mint ekibinin geliştirdiği Gnome 2 çatallaması Mate masaüstü ortamını da portföyüne ekledi.

Hafif ve eskiden beri Gnome kullanan gavurcası "geek user" diye tabir edilen kitleye hitap eden bu nostaljik masaüstü, Gnome 3 ile gelen Ubuntu'nun  Unity ve Gnome Shell arayüzlerine ısınamayan bu kitleye ilaç gibi gelmişti. Birlikte doğan kardeşi Cinnamon ise bir Gnome Shell çatallaması olarak doğdu fakat sonradan büyük ilgi görünce Linux Mint ekibi işi büyütüp ayrı bir masaüstü ortamına dönüştürdü Cinnamon'u.

Delik Dünya Problemi

Şimdi bazı hayal dünyasında yaşayan zevat diyor ki: Dünyayı matkapla tenis topunu deler gibi bir noktadan delip tam karşı noktadan çıksak sonra da bu kuyuya atlasak başımıza ne iş gelir? Gelin gundiler açıklıyoruz. Öncelikle dünya yüzeyi uzaktan düz gibi dursa da bildiğiniz üzere Everest ile Mariana çukurunun rakım farkı 17000 km. Öyle çok düz bir yer değil ama biz farzedelim ki teknolojimiz imkan verdi ve deniz seviyesinde ve denizden yeteri kadar uzaktaki bir kara parçasından delmeye başlayıp yine deniz seviyesinde ve denizden yeteri kadar uzakta bir noktadan çıktık. Önce başımıza gelecek şey çukurun atmosferi yutacak olması. Ayrıca magmadan çıkan gazlarla dünya yaşanmaz falan olur ama gelin biz yine iyimser olalım ve atmosfer yerinde dursun hiç o deliğe kaçmasın; çekirdek, magma falan çok sıcak olmasın yani şöyle anlatayım ben siz gevşek ruhlulara: haziran ayında İzmir'de sahilde hafif meltem eserkenki sıcaklıkta olsa bizim deliğin içi. İki şeyden yırttık: hava sürtünmesi ve ma…

MacOS ile Dört Ay

Mac’e geçişimin üzerinden dört ay geçmiş ve ben fark ettim ki bundan hiç bahsetmedim. Ben de bu işi dört ay sonra yapayım dedim. Bu yazacaklarım profesyonel bir karşılaştırma yazısından daha çok gündelik kullanımlarda hayatımda nelerin değiştiğini tespit etmekten başka bir şey değil. Böylece son-kullanıcı tartışmalarına da bir yönüyle katkıda bulunmak istedim.