Ana içeriğe atla

Bir Seçim Yazısı 2

Aslında bu yazı da çözüm önerisi yazacağımı yazmıştım ama bunu bu serinin sonuna bırakmaya karar verdim. Yazmak istediğim başka şeyler var. Bunun nedenlerinden biri ise seçimlerin ardından CHP'de II. Kemal'in kellesinin kazan kaldıran yeniçeri edasıyla istenmesi... %26 başarı mıdır tartışmaları düz kemalistleri bağlasa da asıl sorgulanması gereken şey bu olmasa gerek. Peki üstüne düşünülmesi gereken sorun nedir? CHP hangi soruları cesaretle cevaplamalıdır.


1) CHP kemalist midir? Kemalist ise ne kadar? (6 ok üzerinden oranla)
2) CHP rejimin cumhuriyet olduğunu düşünüyor mu?
3)   i. CHP "sol" mu, "kemalist" mi yoksa "sol-kemalist" mi?
     ii. Kemalizm kitlelerin geneli tarafından benimseniyor mu? Benimsenmiyorsa  neden?
    iii. İktidara gelmek için kemalizmden uzaklaşmak gerekiyorsa CHP, "CHP" olur mu? Kısacası Makyavelizm ne kadar mübah?
4) Cumhuriyet yok ise seçimler çözüm mü?
5) Cumhuriyetin devamını istiyor muyuz?

Bunlar temel sorulardır. çoğaltılıp şıklar eklenebilir. Ama CHP  bu sorulara kesin cevaplar bulmalıdır. Seçim sonuçlarını bu sorular çerçevesinde yorumlamamak siyasi cehalet veya aymazlığa dalalettir. CHP tabanı ise bu sorgulama işini CHP yönetiminden daha fazla yapmalıdır.

Bir diğer bahsetmek istediğim konu ise küçük partiler yok oldu deyu sevinen liboş takımıdır. Küçük partilerin silinmesini ve bu seçim sisteminde "oyların artık %95'nin parlamentoda temsil edilmesini" yani "temsil oranı en yüksek meclisini" büyük bir sevinçle karşılamaları hayra alamet midir. Benim siyasi ön yargılarım "Liberaller bir şeye seviniyorsa bu çok ama çok yüksek ihtimalle kötüdür." deyu dikte etmekte zihnime. Çok İleri Demokrat Neo-Liberal Partinin parlamentodaki görüş zenginliği olmasını değil safi bir %95 sayısının demokrasinin dalaleti olduğunu seçimden beri bir büyük şuhu içinde sarf etmeleri demokratlıklarının ölçüsünü turnusol kağıdı gibi ortaya koymaktadır. Solun CHP! ve birkaç bağımsız ile temsil edilmesi onlar için bir sorun teşkil etmemekte. ÖDP'nin bürokratik engellerle seçime dahi sokulmaması EMEP ve TKP oylarının toplamının %0.21 olması onlar için mükemmel hisler doğurmakta. Sadet Partisi ve Has Parti'nın AKP'nin işine çomak sokamamış olması (SP + Has Parti + BBP + DP yaklaşık %2.5 oluyor) ise onlar için daha büyük bir sevinç kaynağı olsa gerek.

Şükürler olsun ki her şey zıttıyla var oluyor ve bu seçimle beraber oylar bölünüyor zırvası da ortadan kalkmış oluyor. Artık CHP'nin düz saldırısının hiç bir nicel dayanağı da kalmamış olduğu gibi sağ da yek vücut olmaya çok yakın olarak (yakındır kanserli MHP de temizlenecek veee mutlu sona erişecek Türkiye Gericiliği...) zaferine koşuyor.

Burdan çıkacak tek sonuç; sembolizmden hoşlanan Türk Gericiliği sabırsızlıkla cumhuriyeti hukuken ilga edecekleri 2023'ü bekliyorken, bunun için CHP yönetimi elinden gelen her türlü yardımı yapıyorken, çoğu soldan dönme CHP tabanının artık gerçekleri görmek zorunda olduğudur. Kemalizmin bu halinin dünyanın kuruluştan beri kaç defa değişen konjonktüründe darwinist seçilime uğramasını kabullenmeli ve asıl kaygılarının yeni ve ilerici bir cumhuriyet olup olmadığında kendilerine karşı dürüst olmalılar. Aksi takdirde bir sonraki seçimde ya barajı geçmeyi ya da sağdan devşirme kadrolarla sağın-en-solu partisi olmayı başarı olarak niteleyecek bir genel başkana sahip olacaklardır. Bu sefer saldırabilecekleri sol da kalmayacak, tahminimce. F tiplerini Ergenekoncularla birlikte paylaşacaklardır.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mate'li Ubuntu 14.04.1: Aslı Varken Taklidine Kim Bakar?

Malumu olanlar bilir, Ubuntu 14.04 sürümünden beri Linux Mint ekibinin geliştirdiği Gnome 2 çatallaması Mate masaüstü ortamını da portföyüne ekledi.

Hafif ve eskiden beri Gnome kullanan gavurcası "geek user" diye tabir edilen kitleye hitap eden bu nostaljik masaüstü, Gnome 3 ile gelen Ubuntu'nun  Unity ve Gnome Shell arayüzlerine ısınamayan bu kitleye ilaç gibi gelmişti. Birlikte doğan kardeşi Cinnamon ise bir Gnome Shell çatallaması olarak doğdu fakat sonradan büyük ilgi görünce Linux Mint ekibi işi büyütüp ayrı bir masaüstü ortamına dönüştürdü Cinnamon'u.

Delik Dünya Problemi

Şimdi bazı hayal dünyasında yaşayan zevat diyor ki: Dünyayı matkapla tenis topunu deler gibi bir noktadan delip tam karşı noktadan çıksak sonra da bu kuyuya atlasak başımıza ne iş gelir? Gelin gundiler açıklıyoruz. Öncelikle dünya yüzeyi uzaktan düz gibi dursa da bildiğiniz üzere Everest ile Mariana çukurunun rakım farkı 17000 km. Öyle çok düz bir yer değil ama biz farzedelim ki teknolojimiz imkan verdi ve deniz seviyesinde ve denizden yeteri kadar uzaktaki bir kara parçasından delmeye başlayıp yine deniz seviyesinde ve denizden yeteri kadar uzakta bir noktadan çıktık. Önce başımıza gelecek şey çukurun atmosferi yutacak olması. Ayrıca magmadan çıkan gazlarla dünya yaşanmaz falan olur ama gelin biz yine iyimser olalım ve atmosfer yerinde dursun hiç o deliğe kaçmasın; çekirdek, magma falan çok sıcak olmasın yani şöyle anlatayım ben siz gevşek ruhlulara: haziran ayında İzmir'de sahilde hafif meltem eserkenki sıcaklıkta olsa bizim deliğin içi. İki şeyden yırttık: hava sürtünmesi ve ma…

MacOS ile Dört Ay

Mac’e geçişimin üzerinden dört ay geçmiş ve ben fark ettim ki bundan hiç bahsetmedim. Ben de bu işi dört ay sonra yapayım dedim. Bu yazacaklarım profesyonel bir karşılaştırma yazısından daha çok gündelik kullanımlarda hayatımda nelerin değiştiğini tespit etmekten başka bir şey değil. Böylece son-kullanıcı tartışmalarına da bir yönüyle katkıda bulunmak istedim.