Ana içeriğe atla

1 Milyon Canlı Para: Bilginin Liberalizasyonu ve Cehaletin Normalizasyonu

Aylardır televizyonda  bir bilgi yarışması var. Bu ilk bilgi yarışması programı değil yapımcılar tarafından yapılan. Ancak bu yarışmayı diğerlerinden ayıran bir özellik daha var. Bilisiz ekiplerin (format gereği iki kişilik bir grup yarışıyor.) büyük bir cesaretle katıldığı bu yarışma diğerlerinden bu yönüyle ayrılıyor. Çünkü burda tahmin edebilme üzerine oynanabilecek bir kumar söz konusu.

Peki burda anormal olan nedir diye sorabilirsiniz. Anormal olan şu ki yine eski yarışmalarda katılımcıları yaş ortalaması yüksekti ve görece eski eğitim sisteminin yetiştirdiği kişilerdi. Ancak bu yarışmada eğitim seviyesi belki daha yüksek olsa dahi düşük yaş ortalaması ile yine kendisini diğer yarışmalardan ayırmakta. Peki bu gözlemlerden varabileceğimiz sonuç nedir?


Birincisi üniversite mezunu insanların çok basit coğrafya, tarih ve güncel bilgilerden yoksunluğu ortaya çıkmakta ve entellektüel seviyesi yüksek olması beklenen bu grubun cahilliği yanında toplum genelinin cehaleti meşruluk kazanmaktadır. Toplum genelindeki bu cehaletin yaygınlaşmasının nedeni tabi ki kötü niyetli ben tarafından kapitalizme bağlanacaktır. Ancak şu bir gerçektir ki kapitalizmin cahil insanlara fazlasıyla ihtiyacı vardır.

Star TV'nin yeni başladığı bir uygulama ise tezimi doğrular nitelikte. Her akşam ana haber bülteni içinde vatandaş röportajlarına ayrılan bir bölüm mevcut ve vatandaşa güncel olaylara dair çok belirgin sorular sorulmakta. Örneğin "Wikileaks nedir?" veya "Hüsnü Mübarek kimdir?" gibi... Bu soruların cevapları gündemde olduğu günler boyunca ana haber bültenlerinde baş konuyu teşkil  etmelerine karşın insanların biganeliği gözler önüne çıkmaktadır. Bunun doğal olduğunu ve demokrasinin içinde böyle unsurlarında olacağını söyleyen naif liberallerimize tekrar selamlarımızı iletiriz. Konudan sapmamak gerekirse medyanın yeni görevi bu cehalet normalizasyonudur.

Peki çok basit bir istatistiki bilgi ile yorumlayabiliriz ki cehaletin normalizasyonu bilgiyi marjinalleştirecek ve bilgi "marjinal grupların" elinde olacaktır. Bu marjinal grupların sistemin farklı mekanizmalarıyla marjinalleşmesi de sağlanıyor. Ancak bilginin marjinalleşmesinin de diğer marjinalleşen olgular gibi göze gözüktürlmemesi ve rahatsızlık verdirmemesi sağlanmak zorundadır. Bu neo-liberal düzenin suni dengesinin başat koşullarından biridir. Bu mekanizmanın sevimlileştirilmesi ise eskilerin değimiyle normal bir genel kültür seviyesindeki vatandaş denilen insanlar üzerinden yapılmaktadır. Bu kişiler sorulan sorularda diğerlerine nazaran daha fazla başarılı olduklarından sanki mükemmel bilgi sahibiymiş gibi gösterilmekte ve toplumda bilgi sahibi olma çıtası da böylelilke düşürülmektedir.

Ayrıca bu bilgiler liberalize edilmekte ve sizde bu kadar bilirseniz üç beş lira kazanır evinize dönersiniz mesajı verilmektedir. Asgari vatandaşlık bilgisinden mahrum olan insanlarımız ise bu liberalizasyon oyununa kolay gelmekte ve yukarıdaki cehaletin normalizasyonu için daha fazla başvuru yapar hale gelmektedir. (Tabi ki burda insanların tahminleri doprultusunda oynadıkları bu entel kumardan alacakları para muhtemelen borç kapatma işlerine ayrılacağından halkın yoksulluk seviyesi de gün yüzüne dolayısı ile çıkmaktadır. Yoksa daha evvelden cesaret etmeyip de bu tür bilgi yarışmalarına katılmayan yeni-normal vatandaşlarımızın yarışmaya katılma azimlerini anlamamız mümkün olmayacaktır.)

Bilme işi olan felsefeye düşman bir düzende ise bunları yaşamak normaldir. Buna şaşmak ancak naif birkaç liberalimizin ve bilisiz halkımızın işi olabilir.Bilginin metalaştırlıması sürecine sadece bir katkı yapan bu program ve mekanizma "bilen marjinal gruplara" ise hiç de yabancı olmayacaktır.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mate'li Ubuntu 14.04.1: Aslı Varken Taklidine Kim Bakar?

Malumu olanlar bilir, Ubuntu 14.04 sürümünden beri Linux Mint ekibinin geliştirdiği Gnome 2 çatallaması Mate masaüstü ortamını da portföyüne ekledi.

Hafif ve eskiden beri Gnome kullanan gavurcası "geek user" diye tabir edilen kitleye hitap eden bu nostaljik masaüstü, Gnome 3 ile gelen Ubuntu'nun  Unity ve Gnome Shell arayüzlerine ısınamayan bu kitleye ilaç gibi gelmişti. Birlikte doğan kardeşi Cinnamon ise bir Gnome Shell çatallaması olarak doğdu fakat sonradan büyük ilgi görünce Linux Mint ekibi işi büyütüp ayrı bir masaüstü ortamına dönüştürdü Cinnamon'u.

MacOS ile Dört Ay

Mac’e geçişimin üzerinden dört ay geçmiş ve ben fark ettim ki bundan hiç bahsetmedim. Ben de bu işi dört ay sonra yapayım dedim. Bu yazacaklarım profesyonel bir karşılaştırma yazısından daha çok gündelik kullanımlarda hayatımda nelerin değiştiğini tespit etmekten başka bir şey değil. Böylece son-kullanıcı tartışmalarına da bir yönüyle katkıda bulunmak istedim.

"Linux Kullanmak Zor Abi!"

Bu yazı bir yazı dizisinin ilk bölüm olarak düşünüldü. Yazı dizisinin öncelikli hedefi Linux'un zor bir işletim sistemi olduğu yargısını yok etmek ve bu konu özelindeki bazı ayrıntılara değinmek. Ayrıca yazı sırasında bazı terimleri okuyucuya referanslarla tanıtmak hedeflenmiştir.

Kime bir Linux dağıtımı kurmasını önersem başlıktaki tepkiyi alıyorum. Zor mu gerçekten? Tabiki... Ama bilgisayarı ilk eline alan önyargısız bir kişi için "herkesin gözdesi Windows",veya Ios ile herhangi bir Linux dağıtımının zorlukları aynıdır. Annem bilgisayar kullanmaya evdeki Ubuntu yüklü bilgisayarda başladı ve şu anda hala Ubuntu kullanıyor. Kaldı ki Linux'a geçmesini önerdiğim bu insanların bir çoğu bilgisayara yabancı insanlar değiller ve Windows ya da Ios kullanıyorlar. Fakat yine de zor buluyorlar Linux'u kullanmayı. Neden peki?


İlk önce bunlardan bir kısmı elinde bir Linux dağıtımı olan Android işletim sistemli cep telefonlarını kullanıyorlar. Fakat ne kullandığını bilmeme bi…