Ana içeriğe atla

İnsanllığın Kılla İmtihanı - 1

"Bu yazı 23.06.2010 tarihinde girilmiş sözlük entrysinin düzenlenerek aktarılmış haldir. Mevzu bahis entrynin linki burdadır.

Efenim insan her ne kadar Homo Erectus-Neanderthal ikilisinden Homo Sapiens'e evrimleştiği iddia edilse de anlaşılan odur ki evrim geçirmiş olsa dahi evrimini tamamlamadığı içindir ki bazı problemlere sahiptir. Bunlardan en önemlisi kıllarımız.

Efenim bluğ çağına ermiş her kişide olan ancak er kişilerde daha yoğun ve sert görülen bu oluşumla mücadeleye insanlık 3000 yıldır başlamıştır. Daha önceleri cahiliye döneminde olan beşeriyet henüz makasla, jiletle, usuturayla hasbihale başlamadığından kıllar koy götüne rahvan gitsin misali salınmıştır. Ancak Akdeniz toplumlarından olan sıcaktan terlemekten usanan Yunanlar bu işi başlatmış ve kıldan arınma seferberliğine girmişlerdir. Ayrıca tanrı tasfirlerinin bir kısmında sakalı dahi olmayan herifler olması kılsızlığa verdikleri önemin göstergesidir. Evet güzel insanlar, uygarlık kılsızlıkla başlar.


Helenistik dönem ve Roma İmparatorluğu'nda da böyle devam ederken medeniyetten nasiplenmemiş Yahudiler ve Germenler yoluyla kıllılık yozlaşan Roma'ya sızmış ve moda halini almıştır. Hatta daha sonraları Roma üzerine akın eyleyen Attila zamanında Hun tipi giyinme ve saç uzatma modası yaygınlaşmış. Netekim Roma daha sonra dağılmış önce Batı Roma daha sonra ise Doğu Roma kıllıların muzafferiyatı altında yok olup gitmişlerdir. Batı Roma kıllı Germen ve Galyalılar tarafından yıkılırken Doğu Roma çok daha sonra kıllı Ortadoğulu ve Asyalılar tarafından 1453'te nihayete erdirilmiştir. Bu olay kıllıların hakimiyetinin 400 sene boyunca Avrupa'da sürmesine sebep olmuş insanlar köse oldukları için mağdur olmuş, ibne olmaya zorlananlar olmuş(bkz: saray oğlanları). Ayrıca Osmanlıda da cariyeler en kılsız kölelerden seçilirmiş.

Bu karanlık 400 sene de Avrupa'da karanlık Orta Çağ yaşanırken doğuda nispii bir refah ortamı hüküm sürmektedir. Ne zamandır ki sanayi devrimi olmuş gelişen metlurji teknolojisiyle de makas, usutura sanayii gelişip serpilmiş, insanlık tekrar kılsız refaha ulaşmıştır. O zamanlar bu devrime insanlık sıcak davranmamış olsa da her ne kadar sakallar hala fore kazık gibi yere aşşağı uzasalar da saç kesimi kültürü Öropa da kabul kazanmıştır. Doğuda ise İslam geleneği içindeki büyük kargaşa bu nedenle başlamış, er kişilerin saç uzatması problemi çözülemeyen bir ihtilaflı mes'ele olarak günümüze kadar ulaşmıştır. Binaenaleyh bu konuda iki sav söz konusudur. Bunlardan biri Hz. Peygamberin'de (s.a.v.) saçının uzun olması nedeniyle saçı uzatmanın sünnet olacağını söyleyenlerdir. Saç uzatıp anana benzeyeceğine bıyık uzatıp babana benze şeklindeki sloganla özetleneilecek diğer görüş de hala mevcuttur.

Ancak kılsızlık asıl atılımını 20. yüzyılda yapmış artık sakal modası da def olunup bıyık ve hatta temiz püripak olmak özendirilmiştir. Ayrıca bu devirde icad olunan şahsi tıraş tertibatı da kılsızılığın yayılmasında büyük etkendir. Bir ülkenin gelişmişlik endeksi de zaten kullanılan jilet mikatrı ile ölçülür hale gelmiş en çok kullanan ülkelerden biri olan Türkiye de yerini altın harflerle medeniyet katarına yazmıştır.* 20. yy'ın ortalarında saç barışı falan gibi kıl tüy uzatmaya merağlı ve kendilerinden "hippi" diye bahsedilen zevat göz önüne alınmadığı müddetçe insanlık kıllar konusunda muzaffer olmaya çok yakındır. Günümüzde insanlık bu savaş endüstrisi sayesinde ilerleyen teknolojinin nimetlerinden faydalanmakta ve battıklarında jilet yapımında kullanılması için metalden transatlantikler, savaş gemileri üretmektedirler.

İlm-i kimyadaki ilerlemeler yoluyla da tüy dökücü kıremler gelişmiş hatta filimlerde göt kıllarını döküp kafada çıkaran şampuanların çıkacağının sinyali verilmiştir. Fizikte epilasyon sorununu aşmak için lazerler geliştirilmiş lazer epilasyon kıllardan kurtulmanın en kökten çözümü olmuştur. Ama henüz halka inememiş ve gelişimi devam etmektedir.

Görüldüğü üzere kılsızlıkla medeniyet aynı şeydir sayın vatandaşlar ve sözlükçüler. Bu ilm-i çalışma tüm sözlük yazarlarına atfedilmiştir.

dip notlar
* Türk sakalının sert olmasından kelli Avrupa'ya oranla %33 civarında daha fazla cilet kullanıyormuşuz. Bu da sakal sertliği ve medeniyet arasındaki orantı katsayısı hesaplanmasını gündeme getirmekte ve ehl-i ilm zatlar çalışmaktalar.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mate'li Ubuntu 14.04.1: Aslı Varken Taklidine Kim Bakar?

Malumu olanlar bilir, Ubuntu 14.04 sürümünden beri Linux Mint ekibinin geliştirdiği Gnome 2 çatallaması Mate masaüstü ortamını da portföyüne ekledi.

Hafif ve eskiden beri Gnome kullanan gavurcası "geek user" diye tabir edilen kitleye hitap eden bu nostaljik masaüstü, Gnome 3 ile gelen Ubuntu'nun  Unity ve Gnome Shell arayüzlerine ısınamayan bu kitleye ilaç gibi gelmişti. Birlikte doğan kardeşi Cinnamon ise bir Gnome Shell çatallaması olarak doğdu fakat sonradan büyük ilgi görünce Linux Mint ekibi işi büyütüp ayrı bir masaüstü ortamına dönüştürdü Cinnamon'u.

Delik Dünya Problemi

Şimdi bazı hayal dünyasında yaşayan zevat diyor ki: Dünyayı matkapla tenis topunu deler gibi bir noktadan delip tam karşı noktadan çıksak sonra da bu kuyuya atlasak başımıza ne iş gelir? Gelin gundiler açıklıyoruz. Öncelikle dünya yüzeyi uzaktan düz gibi dursa da bildiğiniz üzere Everest ile Mariana çukurunun rakım farkı 17000 km. Öyle çok düz bir yer değil ama biz farzedelim ki teknolojimiz imkan verdi ve deniz seviyesinde ve denizden yeteri kadar uzaktaki bir kara parçasından delmeye başlayıp yine deniz seviyesinde ve denizden yeteri kadar uzakta bir noktadan çıktık. Önce başımıza gelecek şey çukurun atmosferi yutacak olması. Ayrıca magmadan çıkan gazlarla dünya yaşanmaz falan olur ama gelin biz yine iyimser olalım ve atmosfer yerinde dursun hiç o deliğe kaçmasın; çekirdek, magma falan çok sıcak olmasın yani şöyle anlatayım ben siz gevşek ruhlulara: haziran ayında İzmir'de sahilde hafif meltem eserkenki sıcaklıkta olsa bizim deliğin içi. İki şeyden yırttık: hava sürtünmesi ve ma…

MacOS ile Dört Ay

Mac’e geçişimin üzerinden dört ay geçmiş ve ben fark ettim ki bundan hiç bahsetmedim. Ben de bu işi dört ay sonra yapayım dedim. Bu yazacaklarım profesyonel bir karşılaştırma yazısından daha çok gündelik kullanımlarda hayatımda nelerin değiştiğini tespit etmekten başka bir şey değil. Böylece son-kullanıcı tartışmalarına da bir yönüyle katkıda bulunmak istedim.