Ana içeriğe atla

Çizmek...

Bir bahar daha geçip gidiyor. Bir bahar daha ömrümüzden yiyoruz. Bulunmayacak zamanlarımızdır bunlar ve hep ilerisi için bugünü harcıyoruz. Halbu ki sırt üstü debelenen hamam böcekleriyiz. Hepimiz birşeyler olmak, olup da hayatını kazanmak için didindikçe, hayatta kalmaya çalışan hamam böceklerine benziyoruz daha da.

Ve rahatsızlığımızı alıyorlar ellerimizden. Kanıksamaya da alıştırıyorlar. Hayatı yaşamadan yaşadığımızı sandırıyorlar. Ve akla geliyor hemen Goethe'nin sözleri: "Kimse özgür olduğuna inanan birinden daha iyi köle olamaz!" Bilmediğimiz bir geleceğe inanarak ve onun güzel olması için didinen saflarız. Safa yüklediğiniz mânâ sizin iyimserliğinizi ya da gerçekçiliğinizi gösterecektir.

Sistem bizle dalga geçerken acımasız eşşek şakaları gibi gelmesin bu yaşadıklarımız. Gidenin geri dönüşü yok ve bilinmeli bugünün kıymeti.

Şimdi diyeceksiniz: "N'olmuş bu manyağa?"

Yok bişey olmadı. Ben hâlâ inanıyorum geleceğe. Ama bana sunulana değil, kendi tırnaklarımla sökerek kurduğum geleceğe. Ve bu hayatın getirdiği edilgenliği söküp atacağım güne az kaldı.

Az kaldı kendi hayatımı çizeceğim güne.

Siz de çizsenize...

Yorumlar

  1. inanmak güzel şey. hem de kendine! umarım bakışını kirletecek, mahremiyetine pandik atacak tecrübeler edinmezsin. umarım inancını yitirmezsin.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mate'li Ubuntu 14.04.1: Aslı Varken Taklidine Kim Bakar?

Malumu olanlar bilir, Ubuntu 14.04 sürümünden beri Linux Mint ekibinin geliştirdiği Gnome 2 çatallaması Mate masaüstü ortamını da portföyüne ekledi.

Hafif ve eskiden beri Gnome kullanan gavurcası "geek user" diye tabir edilen kitleye hitap eden bu nostaljik masaüstü, Gnome 3 ile gelen Ubuntu'nun  Unity ve Gnome Shell arayüzlerine ısınamayan bu kitleye ilaç gibi gelmişti. Birlikte doğan kardeşi Cinnamon ise bir Gnome Shell çatallaması olarak doğdu fakat sonradan büyük ilgi görünce Linux Mint ekibi işi büyütüp ayrı bir masaüstü ortamına dönüştürdü Cinnamon'u.

Delik Dünya Problemi

Şimdi bazı hayal dünyasında yaşayan zevat diyor ki: Dünyayı matkapla tenis topunu deler gibi bir noktadan delip tam karşı noktadan çıksak sonra da bu kuyuya atlasak başımıza ne iş gelir? Gelin gundiler açıklıyoruz. Öncelikle dünya yüzeyi uzaktan düz gibi dursa da bildiğiniz üzere Everest ile Mariana çukurunun rakım farkı 17000 km. Öyle çok düz bir yer değil ama biz farzedelim ki teknolojimiz imkan verdi ve deniz seviyesinde ve denizden yeteri kadar uzaktaki bir kara parçasından delmeye başlayıp yine deniz seviyesinde ve denizden yeteri kadar uzakta bir noktadan çıktık. Önce başımıza gelecek şey çukurun atmosferi yutacak olması. Ayrıca magmadan çıkan gazlarla dünya yaşanmaz falan olur ama gelin biz yine iyimser olalım ve atmosfer yerinde dursun hiç o deliğe kaçmasın; çekirdek, magma falan çok sıcak olmasın yani şöyle anlatayım ben siz gevşek ruhlulara: haziran ayında İzmir'de sahilde hafif meltem eserkenki sıcaklıkta olsa bizim deliğin içi. İki şeyden yırttık: hava sürtünmesi ve ma…

MacOS ile Dört Ay

Mac’e geçişimin üzerinden dört ay geçmiş ve ben fark ettim ki bundan hiç bahsetmedim. Ben de bu işi dört ay sonra yapayım dedim. Bu yazacaklarım profesyonel bir karşılaştırma yazısından daha çok gündelik kullanımlarda hayatımda nelerin değiştiğini tespit etmekten başka bir şey değil. Böylece son-kullanıcı tartışmalarına da bir yönüyle katkıda bulunmak istedim.